YAŞAYAN ECZANE: ŞİFAYI SÜLÜKTE BULMA

Toprakla Gelen 26 Ocak 2019

Özdem EKİNCİ

Babaannemin, muhtemeldir ki O’nun da kendi atasından gördüğü ve 1960’lı yıllarda Anadolu’da başvurduğu bir yöntemden, bugün annemin ameliyattan kaçarak medet umması.

Daha bir ay önceki teknolojinin eskidiği bir çağda bırakınız babaannemi, yüzyıllar önceki bir yöntemin yeniden gündemde olması.

Bu yazı, bu işin aslı astarı nedir? diye yapılan amatörce bir sorgulamadan yola çıkılarak, “paylaşmasam olmazdı” noktasına beni getirdi.

Geçmişten bugüne dünya örneklerini içeren sülük tedavisine ve çiftliklerine bir göz atacağız. Belki burun kıvıracaksınız, belki ilginizi çekecek ve belki de yok artık diyeceksiniz. İtiraf edeyim ki, ben üç duyguyu da süreç içerisinde yaşadım. O nedenle, naçizane paylaşmak benden, seçim sizden diyelim.

ANTİK ÇAĞLARA KADAR UZANIYOR

Anlaştıysak, antik çağlara doğru yol alarak başlayalım:

Ah bu Mezopotamya! Her taşın altından çıkan Mezopotamya. Yine konunun aktörlerinden.

Mezopotamya, Çin ve Mısır’da bulunan tarihi kalıntılarda yöntemin kullanıldığından, Aztekler ve Mayalar tarafından da bilindiğinden kaynaklarda bahsedilir.

MÖ. 2. yüzyılda Bölgemizde yaşamış olan Yunanlı hekimler tarafından da kullanılır.

İbn-i Sina 1. yüzyılda kitaplarında anlatır. 1868’de Louis Pasteur’ün beyin damarı tıkanıklığına bağlı felçten bu yolla kurtulduğu yazılır. Napolyon ve özellikle Rusya’da Stalin’in ve çarların bu tedaviden yararlandığı tarihi kayıtlarda yer alır.

Sülüklerin bu kadar ilgiye mazhar olması neden? Onları, böylesine değerli kılan nedir?

Sülükler kanı emerken, bilinen 100′e yakın kendi ürettikleri biyoaktif madde içeren salgıyı da vücuda hediye ederler. Oldukça bonkör bir hediyedir bu. Vücuttaki pis kanı emerken, ağrı kesici etkiden, kan basıncını dengelemesine, pıhtılaşmayı önlemeden göz hastalıklarına, kas ağrılarından cilt tedavilerine, antidepresan, antibakteriyel, antioksidan etkisine kadar pek çok fayda sağlar. Özellikle de, plastik cerrahide geçmişten günümüze başarılı sonuçlara imza atılır.

Sülüklerin koku ve tat alma duyusu olmasına karşın, görme ve işitme organı yoktur. 650 çeşit türe sahip olup, tıbbi Sülük olanlar; “Hirudo Medicinalis” H. Verbana’dır.

Teknolojinin o muhteşem dokunuşu ile bu tedavi yöntemi de terkedilir.

ZAMAN DEĞİŞTİ VE YENİDEN GÜNDEM OLDU

Aslında, üç olay Batı’yı yeniden bu konuya yöneltti. Biz de her zamanki gibi geriden takip ederek geliyoruz.

İlki, Amerikalı biyolog Roy Sawyer tarafından sülüklerin potansiyel tedavi edici etkilerinin ortaya konularak, dünyanın ilk modern sülük üretim çiftliğini İngiltere’de (Biopharm) kurması ile başlar. 1984 yılından bu yana Galler’deki merkezinde aktif hizmet vermektedir. Öncüdür ve bugün dünya çapında tıpta kullanılan sülüklerin üreticisidir.

Roy Sawyer, tıbbi sülüklere “yaşayan eczane” demeyi seviyor. Ve kurduğu laboratuvarda uluslararası birçok patentin sahibidir.

İkinci ana etken, 1985 yılında Boston’dan bir doktorun 5 yaşındaki bir çocuğun kopan kulağını İngiltere’deki bu merkezden temin ettiği sülük yöntemi ile tedavisinde gösterdiği başarıdır. Zira, Vietnam savaşı sonrasında özellikle askerlerin kopan uzuvları için de oldukça çok kullanılmış bir yöntemdir. Farklı örnekler de plastik cerrahide sülük tedavisinin oldukça etkili olduğunu göstermekte.

Üçüncüsü ile tedavi yöntemi artık tabir-i caizse rüştüne kavuşur. 2004’te ABD’nin Sağlık Bakanlığı’na bağlı bürosu FDA tarafından sülükler, “tıbbi cihaz” olarak onaylanması ile pazar artık genişler.

TIBBİ SÜLÜK YETİŞTİRME ÇİFTLİKLERİ

İşte, asıl mevzumuz da burada başlıyor.

Öyle ki, Dünyadaki sülük çiftliklerini araştırırken, Çin’den, Birleşik Arap Emirlikleri’ne, İtalya’dan Malezya’ya kadar uzanan ülke çeşitliliğinde sülük yetiştiriciliği göze çarpmaktadır.

Tıbbi sülük yetiştirme çiftlikleri, Dünyanın en olağandışı çiftlikleri olarak gösterilir.

Rusya Udelnaya’daki Uluslararası Tıbbi Sülük Merkezi de yılda 3 milyon sülük üretimi ile başarılı örneklerin başında gelmektedir. Aynı zamanda sağlık çalışanları için de bir eğitim merkezi görevini üstlenmektedir.

1937’de kurulan Merkez, zamanında Joseph Stalin’in baş ağrıları ve depresyonlarını tedavi ederek, Rus çarlarının da rağbet gösterdiği bir yere dönüşür.

Bugün Merkezde yetiştirilen sülüklerin yaklaşık üçte biri losyon, şampuan ve krem yapımında kozmetik amaçlı kullanılıyor. Araştırmacılar, bu kremlerin ve losyonların Rusya dışında hiçbir eşdeğerinin bulunmadığını söylüyor. Dr. Nikonov ismiyle uluslararası ticareti yapılıyor.

“Benzersizlik bizim hedefimizdir” diyen 50 çeşit krem üreten laboratuvarın başkanı, “Katı kurallarımız var. Ürünler yalnızca sağlık ve güzellik için kullanılıyor. Çinli bir şirketin büyük bir sülük sevkiyatı yaptıktan ve kısa bir süre sonra mutfakta kullandıklarını öğrendiğimizde sadece onlara hayır dedik” diyor.

Bugün, Almanya’da da olmak üzere birçok ülkede sülük araştırma enstitüsü bulunmakta.

SÜLÜK TÜRLERİ AÇISINDAN ZENGİNİZ

Ülkemizin, sülük türleri açısından dünyanın en zengin yerlerinden biri olduğunu,

H. medicinalis ve H. verbana’ya yurdumuzda ve bölgemizde yaygın olarak rastlandığını,

Resmi verilere göre; ülkemizde kg başına ihracat rakamı ortalama 1,26 dolar iken, sülük ihracatında bu ortalamanın 7 dolar olduğunu söylesem.

Türkiye’de ilk çiftlik 2014 yılında Bakanlık onaylı Kayseri’de kurulmuş olsa da, bugün birçok ilimizde üretim çiftlikleri bulunmaktadır.

Ülkemizde iç piyasanın kilitlendiği, uluslararası ticaretin dönemsel daralmalar yaşandığı bir süreçte, yeni pazarlara, yeni iş kollarına ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Neredeyse 1’e 7 olan bir oranda kazanç ülkemiz için çok önemli olan döviz ihtiyacını karşılaması açısından da önemlidir.

Tedavi yöntemi ile ilgili ülkemizde karşıt görüşler olmasına rağmen, 2014 yılı itibariyle Sağlık Bakanlığı, sülük tedavisini belli bir denetim altına alarak hekimlerin kontrolünde kullanılmasına karar verdi ve ihracatta kota uygulamasına gitti. Son durum itibari ile ihracat yapan 11 firma için toplamda 2000 kiloluk kota dağılımını Tarım ve Orman Bakanlığı açıkladı.

DÖRT KOLLU TIP BİLİMİNİN BABASI

Gerek çiftliklerin kontrolü ve gerekse hekimlerin denetimi, konunun en hassas noktasını oluşturmaktadır. Çünkü, bilinçsiz bir şekilde derman arama mağduriyetlere ve hikayenin mutsuz sonla bitmesine neden oluyor. Buna müsaade etmemek de tüketici ve üreticinin elinde.

Sağlıklı günler dileyerek, yazımızı bir Hint mitolojisi ile kapatalım. Rivayet odur ki;

Bir gün okyanus çalkalanır ve içinden tanrıların hekimi Dhanvantari çıkıverir.

Dört kollu tıp biliminin babası kabul edilen Dhanvantari, elinde tuttuğu sülük ile tasvir edilir. Ebedi gençlik suyunu içerek ölümsüzleştiği rivayet olunan, Brahman din adamlarının izniyle hekimliği insanlığa öğreten Dhanvantari, ölümcül ve tedavi edilemez hastalıkları önleme gücüne sahiptir. İşte sülük de, hastalarını iyileştirmede kullandığı bir araç olarak işaret edilmektedir.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları