ÜZÜM ÜZÜM İKİ GÖZÜM

Enver Olgunsoy 19 Eylül 2018

ENVER OLGUNSOY

Üzüm yaprağından, meyvasına, suyuna hatta çöpüne kadar insan evladına bir armağan ve son derece yararlı, en güçlü antioksidan resveratrol deposu. Resveratrolun yanında kateşin, epikateşin, kesretin (kuarsetin) vs.gibi diğer antioksidan polifenoller de cabası.

Çok sayıda literatür, polifenollerin oksidatif stres ve enflamasyon ile ilişkili bozuklukların tedavisinde kullanılan diyet bitkileri ve geleneksel ilaçların aktif bileşenleri olduklarını göstermiştir. Ayrıca kanser sağıtımında da son derece önemli bir role sahiptir bu polifenoller. Tümörlerin büyümesini baskılar ve bir besin takviyesi olarak kanser gelişimini engelleyen bir faktör olarak düşünülmekte ve önerilmektedir. Özellikle sindirim sistemi kanserlerinde şurup formunda hazırlanmış ürünler eczane raflarında yer almaktadır.

Üzüm ve üzüm suyu-ki Dionysosun kutsal içeceği olarak adlandırılan bu su, Nysa dağında Dionysos tarafından icad edilmiştir – antioksidan ve antikanser içeriğinin yanında A-B vitaminleri potasyum, demir, çeşitli mineraller ihtiva eder. Karbonhidrat (çoğunlukla fruktoz) içeriği de beslenmemizde önemli bir yer tutar. Ancak fruktoz tüketiminde ölçülü olunmalı. Zira bu meyva şekerine vücudumuz, diğer şekerlere (sakaroz, glikoz vs.) diyebildiği gibi, maalesef fazlasına dur, doydum fazla yeme diyemiyor. Yani vücudumuz fruktoza karşı savunmasız, fazlası hemen kana karışıyor ve insülini patlatıyor. Özellikle diyabetlilerde ve kilo sorunu olanlarda problemlere sebep olabiliyor. Günlük 15g fruktoz sınırdır. Fazla fruktoz kolesterolü oksitleyerek trigliserite yani yağa döndürür.

DAMAR TIKANIKLIĞINI GİDERMEYE YARDIMCI

Üzüm ayrıca kandaki yağ oranını dengeliyor, kolesterolü düzenliyor. Kandaki zararlı yağ moleküllerine saldırarak damar tıkanıklıklarının çözülmesini sağlıyor ve açıyor. Özellikle kırmızı ve siyah üzüm ve ondan üretilen mucizevi su, kabuk, çekirdek ve sapları da kullanıldığı için çok daha yararlıdır. Fermente olması da kırmızının probiyotik özelliğini arttırır. Beyaz renklisi ise sıkma yöntemi ile hazırlanır. Ve kırmızı kadar yararlı değildir. Üretim sırasında çekirdekli üzümün çekirdeği maalesef ülkemizde genellikle ayrılmıyor. Posa ile birlikte hayvan yemi oluyor. Ne mutlu bu hayvanlara ki çekirdekteki ve kabuktaki, yani aslında üzümün ençok antioksidan bulunan bu bölümlerini iştahla yiyorlar. Üzümün sulu kısmında polifenoller oldukça az bulunuyor.

Üzüm çekirdeği ekstresi, büyük oranda proanthocyanidin içerir. Bu keşfedilen en kuvvetli antioksidan olup, vitamin C den 25, vitamin E den 55 kat daha kuvvetli antioksidandır. Üzüm çekirdeği ekstresi yaşlanma etkilerini azaltır, cildin bağ dokusunu güçlendirerek cilt sarkmalarını engeller, kırışıkları geciktirir. Elastik, yumuşak bir cilt sağlar. Diğer dokulara (kalp-damar) da esneklik sağlayan çekirdek ekstresi, eklemlerimizin de daha kolay hareket etmesini sağlar. Ayrıca sinir, nöronları koruduğu da bilimsel olarak gösterilmiştir. Bir kanlanma eksiği olan iskemi sonucu göz kornea ve lens’inde metabolik farklılıklar oluşur, yine bu ekstrenin önemli ölçüde düzeltici etki yaptığı bilimsel olarak gösterilmiştir. Çekirdekteki proanthocyanidin görmeyi, özellikle karanlıkta görebilme kabiliyetini arttırdığı bilimsel yayınlarda mevcuttur. Neyse ki son yıllarda çekirdeği ayrılarak üretim yapan firmalarımızın sayısı artmaktadır.

Bu denli önemli, bölgemizde de bolca yetişen üzümün yararı anlatmakla bitmez. Kurutularak yendiği gibi, pekmez, sirke, bulama, şıra ve suyu olarak ta çok yararlı bir gıda olarak tüketilmelidir.

Tanrı üzümü yarattı, kulları da üzüm suyunu. İkisinden de yararlanın, ama kararında…

 


Yazara ait diğer yazılar:

Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz