UNUTULMAYACAK BİR YIL: 2018

Toprakla Gelen 13 Ocak 2019

Emir ÇETİNKAYA

Ege Finans Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi

2018 yılı biterken siyasal, ekonomik, yerel ve bölgesel hatta küresel açıdan birbirinden önemli olaylar peşpeşe yaşandı ve hala devam ediyor.

15 Temmuz 2016 hain darbe kalkışmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bu kadar kapsamlı bir şekilde taşlar yerinden oynadı. Davalar, ihraçlar, olağanüstü hal derken 2018 yılı siyasal, sosyal ve ekonomik alanda ciddi değişimlerin yaşandığı bir yıl oldu.

SİYASAL ALANDA DEĞİŞİMLER

MHP Genel Başkanı Dr Devlet Bahçeli’nin çıkışıyla başkanlık sistemine geçişin önü açıldı. 16 Nisan 2017 yılından gerekleştirilen 18 Maddelik Anayasa Referandumu ile Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçişin yasal altyapısı oluşturuldu. 20 Nisan 2018’de Devlet Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşme sonrası erken seçim kararı verildi.
24 Haziran 2018 seçimi sonrasında da fiilen Cumhurbaşkanlığı Yönetim sistemine geçildi.

Bu gelişmeler siyasi arenada ittifaklar sürecinin başlamasını zorunlu kıldı.

Yeni yönetim yapısıyla birlikte bakanlar meclis dışından seçilirken bakan sayısı 16 olarak belirlendi. Çok hızlı bir şekilde geçilmek istenen yeni yapıda henüz sistemin oturmadığı görülüyor. Önümüzdeki süreçte gelişmeleri hep birlikte göreceğiz.

YENİ SİSTEME GEÇİŞLE BİRLİKTE YAŞANANLAR

2002 yılından bu yana devam eden AK Parti iktidarında ilk defa 2018 yılı ikinci yarısında temel ekonomik göstergelerin alt üst olmasına yol açan gelişmeler yaşandı ve etkileri halen devam etmektedir. Yılbaşında 3. 75’ler seviyesinde bulunan ABD Doları, Türk Lirası kuru hızlı bir yükseliş trendine girerek 7. 40’lar seviyesine kadar yükseldi. Yıl sonuna yalaşırken dolar kuru 5. 30’lar seviyesinde işlem görüyor.

Döviz kurlarında yaşanan bu yükselişin önlenmesi için tek haneli rakamlar da olan TCMB politika faizi yüzde 24’lere kadar yükseltildi. Faiz oranlarındaki yükselişin bir yandan mevduat faiz oranlarına diğer taraftan kredi faiz oranlarına etkisi büyük olmuştur.

Döviz kurları ve faiz oranlarındaki artışlar ile enflasyon oranları önceki yılın iki katından fazla bir artış göstererek TÜFE’de yüzde 25’lere, ÜFE’de ise yüzde 45’lere yaklaşmıştır. Yaşanan bu gelişmeler, satın alma gücü önemli ölçüde gerileyen halkı zorunlu tasarruf tedbirleri almak zorunda bırakmıştır.

Döviz kurlarında yaşanan en yüksek kur artışına göre uygulanan zam oranları döviz kurlarında 5. 20’lere varan gerilemeye rağmen özel sektör fiyatlarında düzeltmeye gidilmemiştir.

Artan kurlar, faiz oranları, enflasyon sonrası iç piyasada yaşanan ciddi daralma ve bozulan dengeleri düzeltmek için açıklanan Yeni Ekonomi Programıyla kamuda ciddi tasarruf tedbirleri alınacağı açıklanmıştır. Kamu yatırımlarında hızlı bir şekilde frene basılmıştır.

Tüm bu gelişmelerin bir diğer önemli etkisi artan işsizlik şeklinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle üniversite mezunu gençler arasında işsizlik oranı genel ortalamanın çok daha üzerinde seyretmektedir. Gelecek dönemler içinde ciddi bir umut ışığı görmeyen gençler ve aileler eğitim sistemini yeniden sorgular hale gelmektedir.

ARTAN MALİYETLER, DÜŞEN SATIŞLAR

İnşaat sektörü son yılların en kötü dönemini yaşamaktadır. Bir yandan artan maliyetler, diğer yandan satışların ciddi gerilemesiyle sektördeki sıkıntı had safhadadır. Ayrıca olağanüstü hal döneminde yasaklanan iflas erteleme, olağanüstü halin kaldırılmasıyla hızlı bir konkordato ilanlarının yaşanmasına yol açmıştır. Konkordatoda her ne kadar ekonomik kriz etkili olsa da, bunu kendi lehlerine kullanmak isteyenlerin sayısıda azımsanmayacak noktada görünüyor.

2001 krizi sonrası alınan tedbirlerle oldukça sağlam bir yapıya kavuşan bankacılık sektörü son dönemde kredi vermekte çok isteksiz görünmektedir.

Ekonomik sistemde krizin etkisini artırıcı sonuç doğuran panik yaklaşımlardan kaçınılması son derece önemlidir. Bu noktada alınacak tedbirlerle piyasalara güven verilmesi birinci öncelik olmalıdır.

Son 15 yılda inşaat sektörüne yapılan 1. 5 trilyon dolar seviyesindeki yatırımlar ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlamıştır. Bundan böyle kaynakların gelir getirici üretime yönlendirilmesi özendirilmelidir.

İlk defa kurlardaki artışın kronik cari açığımızın gerilemesinde etkili olsada, ithalata dayalı ihracatımızda etkisi sınırlı kalmaktadır. Ülke olarak üretmek zorunda olduğumuz, hatta katma değerli ürünler üretmek zorunda olduğumuz çok net bir şekilde anlaşılmıştır. Üretmeden tüketmek, borçlanarak tüketmek sürdürülebilir bir yaşam tarzı olamaz.

2018 yılının belkide en olumlu sezonunu yaşayan turizm sektörü olmuştur.

2019′ A HANGİ UMUTLARLA GİRİYORUZ

Mart ayında yapılacak yerel seçimlerle birlikte 2019 yılına bir seçim atmosferinde giriyoruz. Piyasada Mart ayında yapılacak kritik yerel seçimler, iktidarın alınacak ekonomik tedbirleri seçim sonrasına bırakmasına yol açtığı görüşleri hakim.

Gerek içerde gerekse sınırlarımızın dışında kahraman güvenlik kuvvetlerimizin vermiş olduğu etkili terörle mücadele sonrası 2019 yılına cani teröristlerin ve onların ipini elinde tutanların umutlarının tükendiği bir yıl olarak giriyoruz.

Ayağını yorganına göre uzatma düşüncesinin iç piyasada iyice pekiştiği bir atmosferde 2019’a giriyoruz.

Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada ekonomik ve siyasi risklerin zirve yaptığı bir kritik yıl olacak şekilde 2019’a giriyoruz.

ABD tarafında Trump’ın arz yönlü iktisat politikaları ile işsizliği azaltmak ve ekonomik büyümeyi hedeflerden, Çin ile başlatmış olduğu ticaret savaşı küresel ticaretin daralmasına yol açacaktır.
FED’in dolar faizlerini artırma politikası devam ederken küresel para bolluğunun sonuna gelinmiştir. Geçmiş dönemde borçlanan ülkelerin şimdi borçlarını ödeme zamanı ekonomik riskleri artırmaktadır. Bir çok Avrupa ülkesinde faiz ve enflasyonun artma riskiyle karşı karşıyadır. Özetle küresel ekonomik görünüm negatif seyrediyor.

Türkiye, İran ve Rusya arasındaki işbirliğinin etkilerinin tüm dünyada hissedildiği bir yıl olarak 2019’a giriyoruz. AB Türkiye ilişkilerinin daha yapıcı bir döneme girmesini ve geçmişin uyuşmazlıklarının aşılması umuduyla 2019’a giriyoruz.

Türkiye’nin enerji koridoru olma özelliğinin pekiştiği bir yıl olarak 2019’a giriyoruz.

Eko tarım, eko yaşam, yapay zeka, endüstri 4:0, tarım 4:0, blockchain, digital para, digital uygarlık kavramlarının çok daha öne çıktığı, etkilerinin hissedildiği bir 2019’a giriyoruz.

21. yüzyıl insanlık tarihi için hiç olmadığı kadar önemli değişim ve yeniliklerle ilerliyor. Yeni döneme ayak uyduranlar fırsatı yakalayacak, uyduramayanlar yok oluş sürecine girecektir.

Özellikle gençlerin digital uygarlık dönemini doğru okuyarak yepyeni meslekler ve yetkinlikler edinmeleri kaçınılmaz görünüyor.

Ülke olarak iyi bir şeyler olmasını istiyorsak hep beraber yeni dönemde daha iyi çözümleri ortaya koymak , çok çalışarak daha çok üretmek ve kendimizi geliştirmek zorundayız.

Yeni Yılınızı en içten dileklerimle kutlar, tüm insanlığa barış ve mutluluk getirmesini dilerim.

 


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları