TÜRKİYE, HAYVANCILIKTA KÜÇÜKBAŞ SEÇENEĞİNİ DEĞERLENDİRMELİ

Toprakla Gelen 18 Şubat 2019

Sahibi olduğu esrefsekerli.com adlı internet portalı ile havyancılık sektöründeki bilgi, birikim ve deneyimini aktaran, bu alana yatırım yapacak girişimcilere destek olan Eşref Şekerli,  Türkiye’nin büyükbaş yerine küçükbaş hayvancılığa yönelmesi çağrısında bulundu.

TOPRAKLA GELEN’ e açıklamalarda bulunan Şekerli, Türkiye’ de havyancılık ve bitkisel üretimin küçük  ve dağınık işletmeler şeklinde faaliyet gösterdiğini, kendi içinde organize olamayan bu yapıların biraraya geleceği kooperatiflerin hayata geçirilmesinin şart olduğunu vurguladı. Şekerli, “Ülkemizde hayvancılık ve bitkisel üretim, her ikisi de sorunlu bir alan. Küçük ölçekli ve dağınık işletmeler şeklinde faaliyet gösteriyor ve organize olamıyorlar. Organize olamayan şeyin ise sahibi yok demektir. Burada yapılması gereken üreticinin kooperatifleşmeye ağırlık vermesidir. 10- 20- 30 baş hayvanı olacak ama ürettiğini pazarlama noktasında bir kooperatif çatısı altında bu işi yapacak” dedi.

BAŞARILI MODELLER MEVCUT

Avrupa’nın en güçlü kuruluşları arasında çiftçi kooperatiflerinin yer aldığını hatırlatan Şekerli, “Ülkemiz bu konuda geç kaldı. Türkiye’de kooperatif dediğiniz zaman kooperatifin yapısından kaynaklanan sadece yönetim kadrosunun olduğu kötü bir organizasyon şeması akla geliyor. Ama bunun tersi çok güzel model örnekler de var. Tire Süt Kooperatifi gibi. Tire Süt Kooperatifi çok güzel,  örnek bir anlayış ile çalışıyor. İzmir hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde ciddi bir kültüre sahip bir bölgemiz. Aynı anlayışı birikimi, Anadolu’nun her yöresine yaymak gerekiyor. Aksi takdirde büyük işletmeler küçükleri istemiyor. Pazarda 3- 5 işletme olsun, hızlı karar alınsın istiyorlar” diye konuştu.

BEYAZ ET SEKTÖRÜNÜN BAŞINA GELEN

Şekerli, beyaz et sektörünü örnek göstererek benzeri bir yapının kırmızı ette de kurulmak istendiğini öne sürdü. Şekerli,  “Kuş giribi aslında tavuk vebası denen ve halk arasında kıran ismiyle bilinen bir hastalıktır. Hastalık gelir, tavukları öldürürdü. Köylü bunun önlemini kendiliğinden alırdı. Ancak kuş giribiyle birlikte olağanüstü bir refleks gösterilerek köylerdeki tüm tavukları öldürüldü. Ardından gömüldü. Köyde kendi tavuğunu, yumurtasını üreten insanları,  marketten yumurta, tavuk eti alır hale getirdik. Sonra sektördeki büyük firmalar, kümes hayvancılığı yapan küçükleri rekabetçi olamadığını öne sürerek ortadan kaldırdı. Avrupa Birliği’nin getirdiği uyum yasaları çerçevesinde çok yüksek standartlar istendi. Paketleme, etiket, numarataj olmadan pazara çıkamazsınız derken küçük üretici bu büyük proseslerle baş edemedi ve sektörden çıktı. Pazar 20 oyuncuya kaldı. Şimdi 20 oyuncu arasındaki 5 tanesi kalan 15’i devre dışı bırakma uğraşında. Sektörün büyük firmaları Brezilya gibi gelişmekte olan ülkelerin müteşebbisleri tarafından satın alındılar. Sonuçta, çok stratejik bir gıdamızı yurtdışı temsilciliklere kaptırmak zorunda bırakıldık” diye konuştu.

AYNI OYUNU KIRMIZI ETTE UYGULAMAK İSTİYORLAR

Aynı şeyin kırmızı ette yapılmaya çalışıldığını iddia eden Şekerli, çözümün gerçek anlamda milli tarım politikasına dönmekle mümkün olduğunu vurguladı. Eşref Şekerli, “Eskiden 100 baş hayvanınız varken size ağa derlerdi. Şimdi 2 – 3- 5 bin rakamları telaffuz ediliyor. Kimi büyük firmalar bu işe girdi. Karlılık düşünce çıktı. Bunda, eti ucuzlatacağım diyerek ette ithalatın sürekli kılınması da etkili oldu. Dövizin yükselmesi ile birlikte ithalatın da cazibesini kaybettiğini ifade eden Şekerli, sözlerinin devamında et ihtiyacının yüzde 70’ini domuzdan karşılayan Avrupa ülkeleriyle Türkiye’nin kıyaslanmasının yanlış olduğunu ifade etti. Şekerli şunları söyledi,  “Bizim Avrupa ile kıyaslanmamız kadar yanlış bir şey yok. Biz yüzde 100 küçükbaş, büyükbaşla beslenen bir ülkeyiz. Avrupa et ihtiyacının yüzde 70’ini domuzdan karşılıyor. Kişi başına milli geliri ve yine kişi başına et tüketimini dikkate aldığınızda Avrupa ile kıyaslanmamız hata. İkinci hata ise Avrupa’daki üretim maliyetleriyle ülkemiz üretim maliyetlerini karşılaştırmak. Güreşe çıkmışız, rakibimiz 120 kg, biz 80 kg. Hadi güreş tutun diyorlar. Mümkün mü?”

ÖZKAYNAKLA YATIRIMIN ÖNEMİ

Kredi kullanmayan, faiz yükü taşımayan, arpa çıktığında arpayı, yonca çıktığında yoncayı alarak deposuna koyabilen, mısır slajını zamanında yapan, işletmesini küçülten ama teknolojide Avrupa’yı yakalayabilen, dünya ile entegre olabilmeyi başaran üreticilerin yola devam edeceğine inandığını belirten Şekerli, “Bunun yanı sıra genetik sertifikamızı ilerleteceğiz. Devletin hibelerinden doğru ve etkin yararlanacak, doğru çiftlik kuracağız. Parayı çiftliğin betonu için değil, hayvanın refahı için parcayacağız. Sütü katma değerli hale getirecek ve doğru biçimde örgütleneceğiz. Yılda 5 milyar dolar hayvan yemi ithal ediyoruz. Uruguay’dan, Brezilya’dan havyan, Arjantin’den yem alıp, Avrupa’ dan teknoloji taşıyarak, çiftliklerde de Suriyeli ve Afganlı çalıştırarak milli tarım politikasından söz edemeyiz. Bizim elimizdeki imkanlarla, yetişen otla, yağan yağmurla hangi hayvanı yetiştirebiliyorsak o hayvana, küçükbaşa dönmemiz lazım” dedi. (TOPRAKLA GELEN)


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları