TÜKETİCİ NEDEN KORKACAĞINI BİLMİYOR…

Toprakla Gelen 08 Ekim 2018

Nihat DELİBAŞI

Ekim ayı adı üstünde, tohumla toprağın buluştuğu, her türlü bitkinin dikim ayı. Ekecek toprağım yok diyenin dahi evindeki saksıda deneme mahiyetinde de olsa bir şeyler ektiği günler…Toprakla Gelen olarak işte o ekilen bir şeyler üzerine söyleşmek üzere Hisarönü’nde tohumcu M. Ferit Kiperkan’ın Hisarönü Ziraat isimli dükkanındayız. Öğleden sonra daha sakin olur dememize rağmen, sohbetimiz, minik dükkana yolu düşenlerle defalarca kesintiye uğruyor. Kimi, yeşillik soruyor, kimi bakla, kimi soğan, kimi birbirinden güzel uç veren çiçek tohumlarını…

Ege Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü’nden 1988’de mezun olan M. Ferit Kiperkan, severek ve isteyerek bu mesleği yaptığını belirtiyor. 25 yıldır aynı mekanda yerine göre tohum, yerine göre zararlılarla mücadele için ilaç satıyor. Ne ekelim diyenlere danışmanlık yaparken, tüketici olarak en merak ettiğim konudan başlıyorum. Hibrid tohum ve GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar).

BİZİM MESLEKTE EN ÇOK DOKTORLAR KONUŞUYOR

“Çok yanlış bir bilgi” şeklinde yanıtlayan Kiperkan devam ediyor, “Saklı seçilmişler isminde bir kitap yazıldı. Orada yazar, hibrid ile GDO’yu inanılmaz karıştırmış. Karıştırmakla kalmamış, çok ciddi maddi hatalar yapmış. Bilmediği konuda konuşmuş. Zaten bizim meslekte en çok doktorlar konuşuyor. Oysa, hibrid ayrı, GDO ayrıdır. Örneğin soya, mısır, ayçiçeğinde GDO var. Onun dışında yok. Hibrid denilen teknoloji, ayrı bir teknolojidir. Şöyle ki, iki tane saf hat var. Örneğin karnabahar. Erkek karnabahar çok dikenli, dişi karnabahar gayet güzel görünümlü. Bu iki hat yan yana ekiliyor. Anne, baba tozlaşıyor. Onun yavrusu hibrid. Örneğin domateste hibrid yapılacak. Firmaların ellerinde o saf hatlar var. Baba domates çok çiçekli, anne domates domates gibi… Bunlar yan yana ekiliyor, tozlaşıyor, hibrid. Bu çok eskiden beri uygulanan ve GDO ile hiçbir alakası olmayan bir sistem. GDO’lu tarım büyük teknoloji içerdiği için ABD’de yapılıyor. Zira, o kadar büyük alanda üretim yapılıyor ki zararlı ile mücadele için örneğin böcek geni ekleniyor, gen transplantasyonu yapılıyor. Böcek geliyor, kendinden görüyor mısırı. Ayçiçeği her yerde kullanılıyor, soya dediğin balık yemi. Domatesten önce balık GDO’lu oysa… Ayçiçek yağı her şeyde kullanılıyor. Tüketici neden korkacağını bilmiyor. Örneğin aşırı azotlu, nitratlı sebzeler. En korkulacak şeyler. Aşırı iri ıspanaklar, rokalar, aşırı nitrat kalıntısı yüzde 100 kanser yapar. Tüketici, bundan korkmuyor” diye konuşuyor.

TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ ÖRNEK

Son zamanlarda avukat ve doktorların hobi amaçlı da olsa tarıma yönelişinde büyük bir artış gözlemlediğini kaydeden M. Ferit Kiperkan şöyle devam ediyor, “Müşterilerin büyük çoğu doktor, avukat. Kendi ihtiyaçlarını karşılıyor, organik tarım yapıyorlar. Doktorun avukatın organik tarım yapması mümkün mü? Elbette mümkün. İnaktif olma özelliği bir iki günlük ilaçlar çıktı. Eski bu kadar kısa sürede dekompoze olmuyordu. Kalıntısı çoktu. 21 günlük, 45 günlük ilaçlar vardı. Şimdi, bir iki günlük çok kısa sürede inaktif olan ilaçlar var. Tüketicilere önerim, ruhsatlı yerlerden alım yapsın, tohum, ilaç aldığı yerde ziraat mühendisi işin başında olsun. Oraların denetlendiğine inansın.”

Minik söyleşinin sonunda hafta sonunda ekeceğimiz bakla, soğan ve ıspanak tohumlarını alarak ve takıldığımız bir konu olursa danışmak üzere M. Ferit Kiperkan’ın yanından ayrılıyoruz…


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz