TOPRAKLARIMIZ ÇİNKO FAKİRİ

Enver Olgunsoy 03 Eylül 2018

Enver OLGUNSOY

Türk insanı da çinko fakiri. Uzmanlar insanımızdaki mineral eksikliğinde birinciliği çinkoya verdiler. Çinko, insan vücudu tarafından sentezlenmeyen bir mineral olup, mutlaka gıdalar yoluyla vücuda alınmalıdır. Çinko büyüme ve gelişme geriliği, immun sistemin zayıflaması ve buna bağlı kronik enfeksiyonlar, iyileşmeyen yaralar, geçmeyen ishaller, gebelikte, destek olarak, bazı enzimlerin fonksiyonlarının gerçekleştirilmesinde gereklidir. Hücre büyümesinde, gece görme ve karanlığa adaptasyonda, tat ve koku alma duygularımızın iyileşmesinde, DNA, RNA ve protein dengelenmesi görevini de yerine getirdiği için vücudumuz için yaşamsal öneme sahip bir mikro elementtir.

Özellikle fiziki ve zihinsel gelişimin önemli olduğu bebeklik döneminde önemi bir o kadar daha artmaktadır. Çinko eksikliği her yıl dünyada 5 yaş altı 450 bin çocuğun ölümünden sorumludur.

Topraklarında çinko yetersizliği olan ülkemiz için, insanımız için bu eksikler olağanüstü önem kazanmaktadır. Bu çinko yetersizliğine topraklarımızın Ph’nı yüksek olması da negatif katkı getirmektedir. Tahıllarda doğal olarak çinko az iken, bir de ülkemiz topraklarının bitkilerce alınabilir, yani çözünebilen çinko oranı az olunca tahıllarımız çinko fakiri olup  çıkmaktadır. Bu kadar önemli bir mineral, tahıl kökenli gıda tüketimi yüksek, hayvansal protein tüketimi düşük ülkemiz insanı için ayrıca bir önem kazanmaktadır. Yani bu durumda hem tahıla dayalı yanlış ve tek taraflı beslenme, hem de topraklarımızın çinkoca fakir olması, ülkemizde çinko eksikliğini önemli bir “rahatsızlık” haline getirmektedir.

Çinko yönünden iyi bir buğdayın 1 kg’ında 40-50 mg çinko olması gerekirken bizim bazı bölgelerimizdeki buğdayda 20 mg çinko bulunmaktadır. Bu da yarı yarıya eksik demektir.

Bitkilerde çinko eksikliğinin giderilmesi konusunda ülkemizde çok önemli bir çalışma yürüten, bu konuda dünyada örnek proje olarak gösterilen ve sonucunda da uluslararası Bitki Beslenmesi Enstitütsü bilim ödülüne hak kazanan İsmail Çakmak isimli bilim adamımız, halen iyileştirme proje çalışmalarını sürdürmektedir.

Sabancı Üniversitesi’nin 9 yıldan bu yana süren, 12 ülkeyi kapsayan bir çalışması da bu iyileştirme çalışmalarına katkı koymaktadır. Bu projede çinko katkılı gübre formülasyonu uygulaması, dozlarının, ideal uygulama zamanının tespiti gibi konular araştırılmaktadır. Bu gübreler mısır, pirinç ve özellikle buğday yetiştirilmesinde test edilmektedir.

Daha önceki yıllarda 1993 – 1998 arası beş yıl uygulanan ve Nato’nun finanse ettiği çinko gübreleme projesi için sayın İsmail Çakmak; uluslararası arenada örnek bir proje olarak gösterildiğini, hatta bu proje için , tarımsal stratejilerin bitkisel verimliliği iyileştirmenin yanında, “ insan sağlığının da iyileştirilmesi için kullanılabileceğinin dünyadaki ilk örneklerinden biridir ve gösterdiği başarıyla sayısız başka ülkeye bir model teşkil etmektedir” demektedir. (www.fertilizer.org/ifa/aw_2005.asp)

Bu bitkisel iyileştirmenin, hayvansal üretimde de proje haline getirilip uygulanmaya geçirilmesi ve ülkemiz için yaşamsal öneme sahip çinko eksikliği sorununa çözüm getirmesi planlanmalıdır.

İnsan bünyesi hayvansal gıdalardan çinko’yu daha rahat alabildiği için bu konu daha da önem kazanmaktadır. Çinko katkılı hayvan yemi formulasyonu bu gün de yapılıyor ancak, hedef hayvanın verimliliği olunca insandaki çinko eksikliği sorununu çözmekten uzak kalıyor. Hatta hayvan sağlığını bile değil, sadece verimliliği önceliyor.  Bir adım ilerisi, insan sağlığını, insanda çinko yetersizliğini giderecek bir planlama yapılması gerekiyor. Bunun için bir proje hazırlanıp yürütülmesine ihtiyaç var. İşte ancak o zaman ikinci çinko ve belki de tombala diyebileceğiz..

 


Yazara ait diğer yazılar:

Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz