TARIMIN KURTULUŞU KOOPERATİFLEŞMEDEN GEÇİYOR

Toprakla Gelen 15 Ağustos 2018

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Süt Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Uysal, Toprakla Gelen’in sorularını yanıtladı…

Kuşadası’nda  tütün tarımı ile uğraşan Uysal ailesinin 4 çocuğundan 3’ü meslek olarak ziraat mühendisliğini seçti. Bu 3 kardeşten biri olan Prof. Dr. Harun Uysal, tütünün bitip incirin başladığı, ardından zeytin tarımının geldiği 12 ay ziraat yapılan topraklara borcunu ödemeye akademik çalışmalarıyla devam ediyor. Türkiye tarımının küçük aile işletmeleri ağırlıklı olduğu gerçeğinin altını çizen ve bu işletme modelinin mutlaka yaşatılması gerektiğini ifade eden Uysal, çözümü kooperatifleşmede buluyor.

Toprakla Gelen- Harun Bey, Türk tarımının en belirgin özelliği sizce nedir?

Harun Uysal- Dünyada şöyle bir şey var. Büyük şirket tarımcılığı var. Tarım 4.0 dediğimiz yeni üretim devri olarak adlandırılan bilişim teknolojilerinin tarıma uyarlanmış şeklini. ABD’ye baktığımızda, Avrupa’ ya baktığımızda büyük ölçekli şirket tarımcılığını görüyoruz. Tarım 4.0’ ı daha yoğun uyguluyor ve birim alandan daha fazla verim, birim hayvandan daha fazla verim almayı hedefliyorlar. Türkiye’de farklı bir olay sözkonusu. Türkiye’nin yanı sıra Almanya- Hollanda gibi ülkelerde büyük işletmeler yanı sıra aile tarım işletmeciliği de mevcut. Ancak Türkiye’ de durum farklı. Türkiye’de işletme başına 6 hektarlık arazi ortalaması var. Dolayısıyla şirket tarımcılığı çok az. Türkiye’de ağırlık küçük aile işletmeleri var.

Toprakla GelenKüçük aile işletmelerinin önemi nedir?

Harun Uysal– Küçük aile işletmeciliği, Türk tarımının önemli bir gerçeğidir. Türkiye’de küçük aile işletmeciliğini yok ederseniz, tarımı da yok edersiniz. Dolayısıyla küçük aile işletmeciliğini mutlaka yaşatmanız gerekiyor.  Yaşatılması için de en önemli argüman, kooperatifleşmek, küçükleri birleştirerek büyümek. Yani küçükleri arazilerini satın alarak, tek bir şirket, çatı altında birleştirmek yerine kooperatif çatısı altında biraraya getirerek küçük işletmeleri büyütmek. Bunu yapmazsak, Türkiye tarımda egemenliğini yitirecek. Net ithalatçı bir ülke olacak.

Toprakla Gelen- Geçtiğimiz yıllarda özellikle büyük holdingler hayvancılık yatırımlarını sonlandırdı. Yanlışı nerede yaptılar?

Harun Uysal– Türkiye tarımının yapısı 1980’den sonra değişti. Tarımda devletçi yapıdan neo liberal bir yapıya yöneldi. Bu yönelimin de etkisiyle büyük şirketler, bu tür yatırımlar için verilen teşviklerinde etkisiyle hayvancılık yatırımlarına girişti. Örneğin, o dönemde bana fikir almaya gelen yatırımcılara, şirket temsilcilerine ‘Bu alana girelim mi’ diye soranlara yanıtım ‘Yem bitkisi üretecek misiniz? Hedefinizde yem bitkisi üretmek var mı?’ oldu. Bana gelen yatırımcıların neredeyse tamamı ‘Hayır kurmayacağız’ oldu. ‘O zaman bu alanda yatırım yapmayın’ dedim. Çünkü, süt maliyetinin yüzde 70- 80’ini yem bitkisi oluşturuyor. Hayvanları lokanta usulü besleyemezsiniz. Nasıl ki bir aile düşünün sürekli dışarıda yemek yiyor, evde hiç yemek yemiyor. Dışarıda yemenin o aileye maliyetini düşünün. Birde evde yemek pişirip, karın doyurmanın maliyetini…

Toprakla Gelen- Sonuçta piyasa sıkıntı yaşadı ve hayvanlar kesime gönderildiği değil mi?

Harun Uysal- O yatırımların da etkisiyle süt üretiminde önemli artış oldu. O fazla süt, henüz toz olarak da işlenmiyordu. Yaz aylarında süt fiyatları düştü. Süt fiyatları düşünce özellikle şirketler işletmeleri kapattı. İşletmesini kapatmayan ise 3- 5 ineği olan küçük aile işletmeleriydi.  5 ineği olan köylü 2 ineğini sattı ama işe devam etti. O nedenle küçük aile işletmeleri, Türkiye gibi ekonomiler için çok önemli. Mutlaka ayakta tutulması, mutlaka yaşatılması gerekiyor.

Toprakla Gelen- Ama tam tersi, bu işletmeler yok olmaya, köyler boşalmaya devam ediyor öyle değil mi?

Harun Uysal– Bizde çiftçi ailenin bir çocuğum, ailem tütüncü idi. Bizde tütün biter incir başlar, incir biter zeytin başlar 12 ay ziraat, sürekli çalışırsın. Ama bugün gelinen noktada köylere baktığımızda, köyler boşalıyor. Gençler şehire gitmek istiyor, işin kötü yanı üretici babalar da çocuklarının köyde kalmasını istemiyor. Çünkü, ürün kazandırmıyor. Çocuğu üretici olmadığına göre, bu çiftçinin üreticinin torunu da çiftçi olmayacak demektir. Asıl sıkıntı ise, Türkiye’nin üretim hafızasını yitirmesi. Örneğin, tütün ekimi, kuşaktan kuşağa aktarılan bir tarım biçimidir. Şu an bu işle uğraşan üreticilerin yaş ortalaması 58. Bunlar tütün ekimini bıraktığında, bu üretimi bilen yok.

Toprakla Gelen- Çözüm için nereden başlamalıyız?

Harun Uysal-  Köylerin, benzerlerinin Almanya gibi ülkelerde olduğu köykent haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çiftçilik yapıyorsunuz çocuğunuz ziraat mühendisi oldu, tarımla ilgili meslek yüksekokulunda tarım teknikeri, teknisyen oldu. Şimdi liseyi bitiren 18, teknikerliği bitiren 20, ziraat mühendisi olan çocuk ise 22 yaşında. Bu gençlerin sosyal ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyor. Sinemaya, kafe gidebilmeli. Almanya’daki gibi köylerin bu tip imkanlara sahip olması gerekiyor. Bir kere bunu yapacağız. Arkasından bu genç, malımı nasıl pazarlarım diye düşünmeyecek. Bu gencin malını kooperatif pazarlayacak. Yani Türkiye’deki bütün üreticiler bir kooperatife üye olacaklar, ürünü verdikleri kooperatif mallarını pazarlayacak. O sadece üretecek. Kooperatif aracılığıyla maliyetlerini azaltmış olacak. İkincisi ziraat mühendisliği, veteriner hekim hizmeti alacak. Daha kaliteli hizmet aldığında daha kaliteli ürün elde edecek,  daha kaliteli ürünle daha fazla para kazanacak. Ama asıl önemlisi Türkiye’de bilişim tekniklerinin tarımda kullanılması gerekiyor. Örneğin, gübrelemeyi, sulamayı, hayvan sağımını, hasadı makine ile yapacak. Bunu nasıl kontrol edecek? Cep telefonu ile. Bunu 58 yaşında bir kişiye yaptıramazsınız. Ama gençler rahatlıkla adapte olabilir. Tarıma teknolojinin sokulması gerekiyor. Bakın benim doğup büyüdüğüm köyüm, Kuşadası’na yakın köy. Metropole yakın olduğu için birçok köylü arazisini parselleyip sattı. Neden diye sorduğumuzda ‘Yaşım 65. 5 yaşından bu yana tarımdayım, para kazanmadım. Bu araziyi satıp para kazandım’ diyor. 60 yaşındaki insanımız ‘Ben bu işten para kazandım, çocuğumda para kazanabilecek’ demeli. Dolayısıyla daha gedeceğimiz uzun bir yol var. Bu zor ve uzun yolu kolaylamanın, kısaltmanın yolu ancak kooperatiflerle olur. Tarımın kurtuluş reçetesi kooperatifleşmedir.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz