SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM UYGULAMALARI

Enver Olgunsoy 14 Ağustos 2018

 

 

Enver OLGUNSOY

Evet böyle gidersek; iklim değişikliğinin yanında verimli arazilerimizi betonla doldurur, bilinçsiz sulama yapar, her yerde maden aramaya kalkar, enerji uğruna doğayı yok edersek tabii ki aç ve susuz kalırız.

Uzmanlar, 2050 yılına kalmaz bu yıkıcı sonuçla baş başa kalırız diyorlar. Evet bu ölümüne olumsuz durumdan kurtulabilir miyiz diyorsanız.. Evet derim. Nasıl mı? Hemen siyasilere baskı yapıp, Paris antlaşmasında alınan kararların gereğini acilen yapmalarını isteyerek.. Ama bu da yetmez. Aynen Hollanda’nın tarım konusunda yaptıklarının aynını yaparsak, belki tünelin ucunda ışığı görebiliriz. Tabii bu da yetmez. Gıda israfını da önleyecek tedbirler almalı, gıda ürünlerinin içindeki besleyici bileşenlerinin de kalitesini arttırıcı önlemler almalıyız. Zira, bu gün bir çok ürün daha önceki yıllarda ihtiva ettiği mikro besinlere sahip değil. Yani görüntü var, ses yok.

Hollanda’nın yaptıklarına gelirsek; Aslında bizim Konya kadar bir ülke ama 2016’da 94 milyar euro değerinde tarım ve gıda ürünü ihracatı var. Bizim aynı dönemde 20 milyar dolar olan ihracatımızın neredeyse 5 katı.

Ama ülkede yerleşim yerleri hariç, ekilmemiş bir karış toprak yok. Bizde ise küçük çiftçi yanlış politikalar yüzünden tarıma küstü ve terk etti, verimli araziler boş duruyor.Sürücüsüz traktörler, dronlar, iklim kontrollü seralar, yenilikçi tarım teknolojileri. Tabi tüm bunları bilimsel verilerle planlayan bir üniversite. İşte Hollanda’nın başarısının ardındaki gerçekler. Dünyanın bir numaralı tarım araştırma merkezi olarak kabul edilen Wageningen üniversitesi bu başarının beyni konumunda.

Hollanda bu günkü tarım başarısını bilimsel planlamaya borçlu. Ülke domates, patates, soğan üretiminde dünya birincisi. Tarım ürünü ihracatında ABD’nin ardından dünya ikincisi konumunda. Dünya tohum ticaretinin de üçte biri bu ülkeden yapılıyor. Ayrıca topraksız tarım da ülkede çok yaygın. Led ışıklandırma sistemi ile iklim kontrollü seralarda mahsül verimi olağanüstü artırıyorlar. Hatta çiftçiler enerjilerini, gübrelerini, ambalaj materyallerini çiftliklerde kendileri üretiyorlar.

GDO’lu tohumun hiç kullanılmadığı Hollandada tohumlar “kontrollü seçim” yöntemi uygulayarak elde ediliyor. 1,8 milyar dolar tohum ihracatı var ülkenin.

Biliyorsunuz bizde ise geleneksel tohumlarımızın satışı yasak. Zavallı çiftçimiz küçük miktarda “takas” yöntemi ile yerel tohuma ancak ulaşabiliyor. Şimdi çok bilen uzmanlarımız diyecek ki biz modern, verimi yüksek, hastalıklara dayanıklı tohumların satışına, ithalatına izin veriyoruz. Halbuki elin Hollanda’sı kendi tohumlarını günümüzden 10.000 yıl önce Mezopotamyada nasıl elde ediliyorsa, o yöntemle elde ediyor ve başarıları da ortada.

Sürdürülebilir, modern, bilimsel tarım için Hollanda örneği izlemek en akıllıcısı kanımca. Ayrıca gıda israfından söz etmek te gerek. Ülkemizde 2016  verilerine göre taze sebze meyvenin yüzde 20’si israf ediliyor. Yine aynı verilere göre yüzde 15 insanımızda yoksulluk sınırı altında. Yani ısraf edilen gıda, sıkıntıdaki vatandaşımızı rahatlatmaya yeter de artar bile. Mevcut gıda korunabilse, kaynaklarımız doğru kullanılsa ve üretim fazlaları ihtiyaç sahiplerine dağıtılabilse açlığın önüne geçilebilir. Ülkemizde 1 senede 5 milyon adet ekmek israfı olduğunu da TUİK verileri söylüyor. Avrupa da gıda israfının önüne geçme adına yakın bir tarihte alınan karar gereği AVM’lerin gıda ürünlerini çöpe atması kısıtlandı. 2.1 milyar insan açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyorken dünyada üretilen gıdanın üçte biri sofralara gelmeden çöpe gidiyor. Türkiye’de yaklaşık yılda 20 milyar liralık yaş sebze meyve ve 1.8 milyar liralık ekmek çöpe gidiyor. Gıda israfının önlenmesinde ambalaj şekli ve ambalaj malzemelerinin niteliği de çok önemlidir. Örneğin nefes alabilen ambalaj materyali ile ambalajlanan ürünlerin dayanıklılığı artıyor. Ülkemizin küresel gıda güvenliği endeksindeki durumundan da söz etmek gerekirse 2017 verilerine göre 135 ülke arasında 49.sıradayız.

Bir şehir efsanesi dillerde sakız olmuştu; “tarımda, gıdada kendi kendine yeter ülke Türkiye”.. Böyle bir şey yok. Ne suyu yetiyor, ne tarımı, ne gıdası.. Yoksa nohutu Hindistan’dan, mercimeği Güney Amerika’dan ithal eder miydik? Ülke saman ithal ediyor saman. Kısacası biz bu kafa ile gidersek açlıktan, susuzluktan kırılmamız kaçınılmaz.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz