ORGANİK SEKTÖRÜ GENÇLERİN GIDA TERCİHİNE ODAKLANMALI

Toprakla Gelen 17 Mayıs 2019

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen 10. Ekoloji İzmir Fuarı organiğe ışık tutan etkinliklerde sektörün tüm bileşenlerini bir araya getirdi. Fuar kapsamında Bio-Foundation İsviçre iş birliği ile düzenlenen Organik Ticaret ve Pazarlama Platformu’nda Türkiye’nin organik gıda üretimindeki ticari değeri konuşuldu. Katılımcılar, organik sektöründe önemli bir paya sahip olan Türkiye’nin sektörde aynı zamanda söz sahibi olabilmesi için “sürdürülebilirlik”, “tazelik ve kalite”, “tedarik zinciri”, “marka değeri yaratma” ve “talep yaratma” konularına yönelmesi gerektiği görüşünde birleşti.

Türkiye’den Avrupa Birliği ülkelerine ihraç edilen ürünlerin kaliteli olduğunun altını çizen Bio-Foundation Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elisabeth Rüegg, toplam organik ürün ithalatında Türkiye’nin ilk üçe girdiğini belirtti. Rüegg, “2018’de Avrupa’ya Türkiye’den ithal edilen ürün sayısı 264 bin 218. Bu rakamın üçte ikisi Türkiye’den geliyor. Üçte biri ise Orta Asya ülkelerinden tedarik edilip Türkiye üzerinden geçerek Türk ihracatçıları vasıtasıyla Avrupa’ya ulaşıyor. Bu sebeple Türkiye bizim için hem üretici, hem tedarikçi, hem de ithalatçı konumunda. Sadece üretimde değil aynı zamanda pazarlamada da potansiyeli mevcut. Kendi içinde zaten eşsiz ürünleri var. Bugün burada bulunma amacımız, Avrupa ülkelerinin bu pazara ulaşabilmesini ve ölçeklendirebilmesini sağlamak. Aynı zamanda yerel pazarı canlandırarak Türkiye’nin yalnızca Avrupa değil dünyada da organik bir markaya dönüşmesini sağlamak istiyoruz” dedi.

Platform kapsamında katılımcılarla buluşan Almanya ve Ukrayna Tarım Bakanlıkları arasında yürütülen “Agritrade” isimli çalışmanın Proje Lideri Andre Pilling, 1970-80’lerde başlayan ilk çevreci hareketlerle doğan organik sektöründe Avrupa Birliği’nde bile mevzuatın 2007 yılında çıkarıldığına dikkat çekti. Organiğin 40 yıllık zorlu bir süreç sonunda bugünlere geldiğini belirten Pilling, organik gıda sektöründe pazar gelişimi için başarı faktörlerini anlattı. Sadece organik tarımı değil aynı zamanda pazarı anlamak gerektiğine vurgu yapan Pilling, “Eğer belli bir pazarı ele geçirmek istiyorsanız onun analizini yapın. Gideceğiniz pazara göre ürün geliştirin. Tüketici ihtiyaçlarını iyi değerlendirin. İnsanlar organiği düşündüğü zaman taze ve kaliteli olmasını istiyor. Üreticiyi tanımak gittikçe daha önemli oluyor. Onlar için adil ödeme sistemleri ve sosyal standartlar çok önemli. Ürünlerinizin sürdürülebilir ve izlenilebilir olması gerekiyor. Ne kadar şeffaf olursanız o kadar güven oluşturursunuz. Organik tüketiciler aynı zamanda onlarda bıraktığınız etkiye de bakar. Diğerlerinden farkınız ne? Çevreye, doğaya, insana, üreticilerinize, tedarikçilerinize, kısacası sektörün her bir paydaşına değer vererek yaklaşmanız gerekiyor” dedi.


Organik ürünlerin süpermarket zincirlerine de dahil edilmeye başladığını dile getiren Pilling, “İyi mi kötü mü tartışılır fakat dürüst olmak gerekirse organik pazarını oluşturan lokal yerler artık değer kaybediyor. Fakat pek çok yer süpermarket zincirleri tarafından alınmaya başladı. Bu da bize organiğin son dönemde küresel bir etki yarattığını gösteriyor aslında. Süpermarketler aynı zamanda organik ürünlerde konsept ve farklılık yaratılması için üreticileri zorluyor ve böylelikle çeşitlilik artıyor. Tüketici eğilimleri pazarı oluşturan ana unsurdur. Örneğin Avrupa’da nüfus yaşlanıyor ve insanlar tazeliğin yanında sağlık sorunlarına yardımcı olabilecek işlevsel gıdalara ihtiyaç duyuyor. Bunu değerlendirmek lazım” önerilerini sundu.

Tüm faktörlerin yanı sıra ülkenin marka etiketi olmasına da dikkat çeken Pilling, “Ülkenizin çok büyük bir değeri var, bunu markaya dönüştürün. Aynı zamanda Avrupa’ya çok yakın bir pazar ve organik ürünlere duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Türkiye bu sebeple bizim için çok değerli bir tedarikçi. Coğrafi konumu elverişli. Tecrübesi var. Almanya, içinde Türkler de yaşadığı için girilmesi çok kolay bir pazar olabilir. Artan talebi karşılamak için yatırım yapılırsa, Türkiye’nin küresel organik pazarda büyük bir değer kazanacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

OTS Organik Kurucu Ortağı ve Türk Alman Organik Tarım Projesi danışmanlarından olan Atila Ertem ise, organik sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren etkinliğin önemine vurgu yaparak, organikte gelecek nesle özellikle kulak verilmesi gerektiğini belirtti. Üniversite öğrencilerinin katılımıyla organizasyonun zenginleştiğini dile getiren Ertem, şunları kaydetti: “Odaklanmamız gereken şey gençlere fastfood yerine musakka yedirmek değil. Trend eğer buysa, bizler de organik fastfood üretmek zorundayız. Suyu yokuş yukarı akıtamayız. Eğer gençler patlamış mısır yemek istiyorsa bunu organik yapacağız. Ya da tüketmeyi sevdikleri diğer gıdaları… Bunu yaptığımızda, yani organik ürün üretimini çeşitlendirdiğimizde tüketimi de artırmış olacağız. Biz diyoruz ki fasulye üretiyoruz niye gençler fasulye yemiyor. Yemeyebilirler. Biz gençleri anlamakla yükümlüyüz. Çünkü onlar geleceğin tüketicileri. Onların talebini değerlendirirsek gelecekte bir adım öne geçmiş oluruz.” (TOPRAKLA GELEN)


1
Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
0 Comment authors
Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
trackback

[…] ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) işbirliği ile İZFAŞ tarafından düzenlenen Ekoloji İzmir Fuarı; ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. 15 Mayıs’tan bu yana son tüketiciler ile sektör […]

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları