NÜFUS YAŞLANIYOR, KÖYLER BOŞALIYOR

Toprakla Gelen 18 Eylül 2018

Türkiye genelinde küresel iklim değişikliği, deprem riski sürekli gündem oluyor. Ancak, yaklaşan asıl büyük tehlike ise tarımsal üretimdeki artan sıkıntılar. Bunun tarım politikalarından, ürün destekleme modellerine, ekilebilir, sulanabilir arazi miktarından, miras yoluyla yaşanan bölünme ve tarımsal üretim vasfını yitiren arazilere, hızlı kentleşmeye kadar birçok nedeni olduğu aşikar. Ancak bu unsurlar kadar önemli bir konu gözden kaçıyor. Yaşlanan tarım nüfusu ve gençlerin köylerden, tarımdan kopması.

Türkiye, bu yapıyı tersine çeviremediği ve gençlerini tarıma yönlendiremediği noktada tarımsal egemenliğini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalacak. ABD’nin efsane Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in “Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz” sözü ise yaklaşan tehlikenin boyutlarını göz önüne sermeye yetiyor.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)’nin internet sitesinde paylaştığı verilere göre bu durum, Birleşmiş Milletler Gıda ve tarım Örgütü (FAO) verilerine de yansıyor. 2000 yılında 63. 6 milyon Türkiye nüfusunun yüzde 35. 3’ini oluşturan 22.5 milyonun kırsalda yaşadığı, 2011’de ise 73.6 milyonluk nüfusun 21. 1 milyonun yani yüzde 28.6’ısının kırsal nüfusunu oluşturduğunu ilan etti. FAO’nun yayınladığı benzer bir güncel veri olmamakla birlikte günümüzde bu oranın yüzde 20’ler seviyesine indiği, bu eğilim devam ettiği takdirde ise kırsal nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 10 yıl gibi bir sürede 15 hatta 10’lar seviyesine inecek. Aynı projeksiyona göre kırsalda yaşayan nüfus arasında tarımdan geçimini sağlayanların oranı da hızla düşecek. Ancak artan nüfusa paralel gıda ihtiyacı artacak. Gıda fiyatları yükselecek. Bu sorun çözüm yoluna girmediği takdirde gıda sorunu, pahalılık gibi sorunlar ortaya çıkacak.

ÇOCUĞU ÜRETİCİ OLMADIĞINA GÖRE TORUNU DA OLMAYACAK DEMEKTİR

Kuşadası’nda tütün tarımı ile uğraşan bir ailenin ferdi olan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Süt Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Uysal, 4 kardeşten 3’ünün ziraat mühendisi olduğunu belirterek, “Köylere baktığımızda köyler boşalıyor. Geri dönen yok. Çünkü, köyde sosyal imkanlar yok” diyor. Gençlerin şehrin cazibesine kapıldığını kaydeden Uysal, “Çünkü, gencin köyde vakit geçireceği yer yok. İşten geldiğinde gideceği bir yer yok. Evlenip çocuk sahibi olduğunda çocuğunu gönderebileceği kreş yok. Hastalandığında gidebileceği hastanesi, iyi eğitim alabileceği yer yok” diye konuştu. Üretici babaların da çocuklarını köyde kalmaya teşvik etmediğini vurgulayan Uysal, şöyle devam etti; “Çünkü, ürün kazandırmıyor. Ege Bölgesi köylerini yakından biliyorum. Yaş ortalaması 55- 60. Çoğunun Bağ- Kur dan emekliliği var. Emekli maaşı alıyorlar, köyde kira yok, elektrik, su parası az geliyor. Kendi sebze meyvesini de yetiştirdiği vakit hele bir de bir ineği ve keçisi var ve sütünü de elde ediyorsa çok fazla para harcamıyor köylü. Kendi halinde kavrulup gidiyor. Oysa, çocuğu üretici olmadığına göre torunu da olmayacak demektir. Türkiye, böyle böyle tarımsal üretim hafızasını yitirecektir. Örneğin, tütün ekimi yapan yok. Yarın, tütüne başlayalım dediğinizde bunu yapacak üretici yok.”

KÖYLERİN CAZİBESİNİ ARTIRMALIYIZ

Çözümün köylerin cazibesini artırmaktan geçtiğini belirten Prof. Dr. Uysal, “Köyümüz Kuşadası’na yakın köy. Dolayısıyla metropole yakın olduğu için birçok köylü arazisini parselleyip sattılar. ‘Neden’ diye sorduğumda ise yanıtı, ‘Yaşım 65. 5 yaşından bu yana tarımdayım para kazanmadım. Bu araziyi satıp para kazandım’ diyor. 60 yaşındaki insanımız ben bu işten para kazandım, çocuğumda para kazanabilecek demeli. Dolayısıyla köylerin, köykent haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gençlerin, sosyal ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyor. Sinemaya, kafe gidebilmeli. Arabası olmalı, yakın bir kasaba ya gidebilmeli. Bir kere bunu yapacağız. Arkasında bu genç, malımı nasıl pazarlarım diye düşünmeyecek. Bu gencin malını kooperatif pazarlayacak. Gençler, Tarım 4.0 kullanarak gübrelemeyi, sulamayı, hayvan sağımını, hasadı makine ile yapacak. Bunu nasıl kontrol edecek? Cep telefonu ile. Bunu 58 yaşında bir kişiye yaptıramazsınız. Ama gençler rahatlıkla adapte olabilir. Tarımın kurtuluş reçetesi kooperatifleşmedir” dedi.

TARIMDA ÇALIŞANLARA GÜVENCE

Kemalpaşa Aşağı Kızılca Köyü’nden üzüm üreticisi Tayfur Gürcan ise, köylerin boşalmasının bugünün meselesi olmadığını, tarımın unutulmasının bir sonucu olduğunu belirterek, “Genç nüfusun tarıma dönüşü çok zor” diyor. 3 kuşaktır üzüm tarımı ile uğraştıklarını, son birkaç yıldır, hasat zamanı üzüm kesecek işçi bulmakta yaşadıkları sıkıntıya dikkat çeken Gürcan, “En büyük sorun gündelikçi işçi bulmak. Çünkü, gençler, insanımız sigortasız çalışmak istemiyor. Ancak, gündelikçilerin sigortalanması, sosyal güvenliği ile ilgili tarıma özel bir düzenleme yok. Devlet herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlara 600 TL yaşlılık aylığı bağlıyor. Asgari ücret ise 870 TL. Yaşlılık aylığı yerine tarlasında çalışana asgari ücret vereceğim, sigortasını karşılayacağım dese gündelikçi işçi sorunu büyük oranda çözülür. Denizli’nin tüm köylerinde gençler sanayiye gitti, asgari ücretle çalışıyor. Oysa devlet köylüye bu parayı bir şekilde veriyor. Arada bir fark yok. Bu sorunu çözemezsek, küçük çiftçinin tarım yapma her geçen gün azalacak” dedi.

70 YILDIR NE YAZIK Kİ BU SORUNU ÇÖZEMEDİK

IŞINSU KESTELLİ

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı 

İnsanı doğduğu topraklardan ayrılmaya ve ömrünün kalanını oraların özlemini duyarak yaşamaya zorlayan şeylerin en başında geçim sıkıntısı yer alır; hemen ardından da daha iyi bir hayat arzusu gelir.Türkiye, 1950’lerden bu yana köyden kente göç sorunuyla boğuşuyor. Aradan geçen 70 yılda bu sorunu çözmeyi ne yazık ki başaramadık. İnsanımız geçim sıkıntısı nedeniyle doğduğu yerde yaşamını sürdüremiyor, bu da kentlerde kontrolsüz nüfus artışına neden oluyor. Yakın tarihte yapılan Çiftçinin Nabız Araştırması’nın sonuçlarına göre, yaşanan onca sıkıntıya rağmen arazilerini satmayı düşünmeyen çiftçilerimizin oranı yüzde 84… Her 4 çiftçiden 3’ü yaptığı işten gurur duyuyor ancak çocuklarının bu işe devam etmesini isteyenlerin oranı sadece yüzde 30’da kalıyor… Özetle, geçmişte köyden kente göç etmeyip toprağına sahip çıkanlar bile çocuklarının daha fazla doğdukları topraklarda kalmasını arzulamıyor. Gerçi gençlerin de köyde kalmaya pek niyeti yok artık. Gelişen iletişim teknolojileri sayesinde dünyada yaşananların farkındalar. O ışıltılı dünyaya özeniyorlar ve büyük hayallerle kentlere gidiyorlar. Daha iyi bir eğitim almak için gidenler şanslı, yeni bir dünya kurabiliyorlar. Planı programı, mesleği olmadan büyük şehrin yolunu tutanları ise pek de ışıltılı bir ortam beklemiyor. Kol gücüne dayalı yoğun mesaiden kurtulamadıkları gibi, aldıkları düşük ücretle köydekinden daha zor bir hayata katlanmak zorunda kalıyorlar.

İyi de bunun bir çözümü yok mu?

Aslında çözümü aramak için çok da uzaklara gitmeye gerek yok… Tarımın nasıl olması gerektiğini Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk yıllar önce şu sözleriyle çok net anlatmış:

Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca yayılmayı kolaylaştıracaktır. Fakat bu çok önemli işi isabetle amacına ulaştırabilmek için ilk önce ciddi etütlere dayalı bir tarım politikası tespit etmek ve onun için de her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek tatbik edebileceği bir tarım rejimi kurmak lazımdır. Bu politika ve rejimde yer alabilecek başlıca önemli noktalar şunlar olabilir:

Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir nitelikte olması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprağın verim derecesine göre sınırlandırılması lazımdır. Küçük büyük bütün çiftçilerin iş makinalarını arttırmak yenileştirmek ve korumak önlemleri vakit geçirmeden alınmalıdır… Memleketi; iklim, su ve toprak verimi bakımından, tarım bölgelerine ayırmak gerekir. Bu bölgelerin her birinde, köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları verimli, modern pratik tarım merkezleri kurulmalıdır…”

Atatürk’ün sözlerinden yola çıkarak, akıllı Tarım uygulamalarına adaptasyonu çok daha kolay olan genç nüfusu köyde, tarımsal üretimin içinde tutmak için üretimi yeniden cazip ve kârlı hale getirmeliyiz. Köylümüzü kaderine terk etmeden, devlet eliyle ve bu alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla onlara rehberlik etmeliyiz. Hızla çoğalan dünya nüfusu, azalan tarım arazileri ve gıda ürünlerine artan talep tarımı bu yüzyılda yeniden en cazip sektörlerden biri haline getirecek. Gençlerimizin bu durumu fark etmelerini sağlamalıyız. Tarımda pes etmeden yoluna devam edenlerin gelecekte ekonomik açıdan çok daha rahat bir hayat sürebileceklerini anlatmalıyız. Bunu başaramazsak, tarım arazilerinin büyük şirketlerin eline geçmesini önleyemez, köylülerimize kendi topraklarında işçi olmaktan başka seçenek sunamayız.

KIRSALIN SORUNLARI ÇÖZÜLMEDEN KENTİN SORUNLARI ÇÖZÜLMEZ

TİRE SÜT KOOPERATİFİ BAŞKANI MAHMUT ESKİYÖRÜK:

Tarımın en büyük sorunu güvenceli bir meslek olmamasıdır. Gençlerin köyünü terk etmesinin en büyük nedeni budur. Ne zaman ki bu ülkede köylü gençlere kız vermeye başlar, ne zaman ki ilkokul çocukları sorulduğunda ben büyüdüğüm zaman çiftçi olacağım demeye başlar, o zaman Türk tarımının, Türk çiftçisinin sorunları çözülmüş demektir. Neden çiftçi olma diyor çocuğuna ailesi, çünkü köylü patates ekmiş bir kilo patates satamadan tarlasını sürüyor. Türkiye’de tarımı güvenceli bir meslek haline getirmek gerekiyor. Bunun yolu da tarımı planlamaktan geçer. Bunu da desteklemeleri sektörün iyileşmesi, düzenlenmesi için kullanarak, çiftçiyi, üreticiyi kooperatif çatısı altında biraraya getirerek, maliyetini düşürüp, ürün kalitesini artırıp, pazar güvencesi sağlayarak güvence vererek sağlayabiliriz. Çünkü, kırsalın sorunlarını çözmeden kentin sorunlarını çözemeyiz. Tarım nüfusu üretimden koparsa, kente göçer, kent nüfusu artar ama daha önemlisi ise üretim biter. Köylünün karnı doyarsa, herkesin karnı doyar. Bunun için kooperatifleşmekte birinci önceliktir.”

 

BAKANLIKTAN GENÇLERE HİBE DESTEĞİ

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından iki bakanlığın birleşmesi ile oluşturulan Tarım ve Orman Bakanlığı ise genç nüfusu tarımda tutunduracak projeleri sürdürüyor. Bu kapsamda 2016-2018 yıllarını kapsayan genç çiftçi projelerine 30’ar bin TL hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı sürüyor.

Projenin 2018 yılı uygulaması için genç çiftçi proje başvuruları, 02-30 Nisan 2018 tarihleri arasında il/ilçe müdürlükleri tarafından alınırken “İl Proje Değerlendirme Komisyonları” tarafından değerlendirilen bu başvurular sonunda 2018 yılı uygulama döneminde 16 bin 733 genç çiftçiye hibe desteği verilmesi kararlaştırıldı. 2018 yılı programı kapsamın genç çiftçilere, büyük baş ve küçük baş hayvancılık, arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği, serbest sistem yumurta tavuğu yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi, örtü altı sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliği, mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve coğrafi işaretli ürün yetiştiriciliği konularında hibe desteği verildi. Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak “çok yıllık yem bitkisi üretimi” ile “arı sütü ve ana arı yetiştiriciliği” de proje kapsamına alındı.

Proje konuları içerisinde hayvancılık yine önemli bir yer tuttu. Toplam projelerin 12 bin 582 adedi hayvancılık projelerinden, bin 627 adedi arıcılık, 450 adedi serbest sistem tavuk yetiştiriciliği, 65 adedi ise ipekböceği yetiştiriciliği projelerinden oluştu. Bunun yanında 795 adet örtü altı yetiştiriciliği, 492 adet mantar yetiştiriciliği, 260 adet kapama meyve bahçesi konusunda bitkisel üretim projeleri uygulandı. 2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 31 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 933 milyon TL’lik hibe verilmişti. Bu yıl da 16 bin 733 genç çiftçiye verilen hibe 503 milyon TL olacak.


Yazara ait diğer yazılar:

Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz