MENEMEN DAĞLARINDA BİR HOMEROS EVİ…

Özgür Kurşun 01 Eylül 2018

ÖZGÜR KURŞUN

Yaşadığımız dünyanın ve hayatın yıkıcılığı, kent hayatının koşuşturması bizi her gün daha fazla yıpratıyor. Bizler bu koşuşturmacadan ve kısır döngüden kurtulabilmek için her gün geleceğe dair fazla hayal kuruyoruz.

Tatiller, başını alıp gitmeler, doğaya karışmalar, bir saksı toprakta bile tarım yapma özlemini gidermek çabaları hep bu yüzden. Bu konuda her gün çevremizde yeni bir kentliye dair “Adam her şeyini bırakmış, köye yerleşmiş” lafını duyuyoruz. Çevremizdeki insanlar doğal yaşamaktan ve doğal beslenmekten daha çok bahsediyor.

İzmir’in Menemen ilçesine bağlı Turgutlar Köyü’ndeki İmece Evi de böyle bir ekolojik yaşamın ürünü. Kameraman olarak ilk 2009’da kesişmişti, İmece Evi’nin kurucusu İsmail Yenigün ile yolumuz. O zaman Turgutlar terkedilmeye yüz tutmuş bir köydü. İnsanlar tarım yerine Aliağa’daki sanayi tesislerinde çalışmayı tercih etmişlerdi. İşte tam da İsmail Yenigün’ün macerası da bu tarihlerde, 2006 da başlamış.

İstanbul’da ihracat ithalat işi yaparken “ Gelecekte, çocuklarıma ne bırakacağım?” düşüncesine kapılan İsmail Yenigün, kent yaşamına son verip Turgutlar köyüne yerleşiyor. Yenigün, “Benim 4 çocuğum var. İstanbul’da yaşarken çocuklarıma ne bırakacağımı düşünmeye başladım. Para mı yoksa hep istediğimiz o evrensel kültür mü yani sevginin saygının dayanışmanın hâkim olduğu bir hayat mı bırakacaktım? Bir yandan dolaşırken, diğer yandan dünyadaki örneklerini inceledim. Türkiye’de dağ köylerinin ve hatta dünyadaki dağ köylerinin de aynı şekilde yaşadığını, yani birlikte beraberlik halinde ve dayanışarak yaşadığını gördüm. Bu bizim kültürümüzde olan imeceydi. İnsanlar binlerce yıldır böyle dünya üzerinde hüküm sürmüştü. Ben de “Bunu neden gerçekleştirmeyeyim?” dedim. Böyle başladı her şey” diye anlatıyor İmece Evi’nin öyküsünü.

İmece Evi’ne gidebilmek için zorlu sayılabilecek bir yolu aşmanız gerekiyor. İmece Evi’nin Turgutlar köyüyle arasında yedi kilometrelik bir dağ yolu var. Ama bu yolu aştıktan sonra göreceğiniz manzara sizi sizden alıyor. Dağların eteğinde inanılmaz bir doğal hayat uzanıyor gözünüzün önünde. Dokuz yıl önce ilk gittiğimde bir barakada başlayan İsmail Yenigün’ün İmece Evi’nin gelişmesini görmek şaşırtıcı. Şimdi bir çocuk parkı, kütüphanesi ve elektriği mevcut. Gelen her konukla birlikte büyümüş gelişmiş adeta İmece Evi. İmece Köyü’ne dönüşmüş.

İmece Evi’nin konuklarını soruyorum İsmail Yenigün’e. Ziyaretçilerin en çok yaz aylarında geldiğini belirtiyor: “Yazın aileler çocukları doğayla bir arada olsun diye yer arayışına giriyorlar. Bizde onlar için dört günlük kamplar düzenlemeye başladık. Bu kampların bir ücreti yok, fakat gelince ortak işlere katılım şart. Burada gelen misafirlerle birlikte doğanın sunduğu her şeyi ortak yapıyoruz. Geleneksel olarak çimentosuz ev nasıl yapılır, ilaçsız, kimyasal olmadan tarım nasıl yapılır? Onları öğrenmek için geliyor insanlar. Bir yandan da ateş yakmayı, ekmek yapmayı, bir arada yemek yemeyi, daha saygılı olmayı, ikramı, yani parasız bir şekilde yardımlaşmanın nasıl olduğunu öğrenmek için geliyorlar. Dünyanın her yerinden insanlar o kaybettiğimiz insanlık kültürünü bulmak ve yaşamak için buraya geliyorlar. İlk olarak bu yolu çeken insanlara, “gel, otur, ye, iç, dinlen” diyoruz. Aynısı Homeros’ta da var. İnsanlar binlerce yıl önceyi arıyorlar burada. Kimsin necisinden önce sen Tanrı misafirisin, bir soluklan dememizi bekliyorlar. Biz de bunu sunuyoruz konuklarımıza”.

İmece Evi’nin mutfağında çalışırken tanışıyoruz konuklardan Ayfer Çermikli’yle. İstanbul’dan iki çocuğu ve eşiyle gelmiş bu köye. Ona 5 yıldızlı bir otel yerine neden buraya geldiğini soruyoruz. Şöyle yanıtlıyor Çermikli: “Beş yıldızlı bir otele gidip üç öğün hazır yemek mutlu etmiyor bizi. Doğada olmak, rahat olmak ve gittiğimiz yerdeki insanlarla tanışmak, nasıl yaşadıklarını görmek istiyoruz. Çünkü ileride biz de köyde yaşamak istiyoruz. Buradan küçük tecrübeler edinmek ve atalarımızdan kalan tohumlarla doğal tarım yapan, ilaçsız tarım yapan insanlarla tanışıp nasıl ürettiklerini görmek,  onlarla iletişim kurmak temel amacımız”.

Bu tecrübenin ne kattığını soruyoruz Ayfer Çermikli’ye. Fasulye ayıklarken bize yanıt veriyor: “Evde ocağı çıt çıt iki düğmeyle yakmak kolay tabi ki ama burada kuzineyi simsiyah olmadan yapmak zormuş. Çok keyifli, çok çok eğlenceli. Bu bizi mutlu ediyor. Üretmek mutlu ediyor bizi. Burada da üreten insanlar var. İsmail Yenigün ile ne zamandır tanışmak istiyordum. Çünkü o Türkiye’nin ilk ekocularından. Bir idealist. Onun ve eşinin, çocuklarını nasıl yetiştirdiğini görmek için buradayız. Kazandığımız her tecrübe bizi mutlu ediyor”.

Taşıdığımız kameradan dolayı konukların huzurlarını bozduğumuz düşüncesiyle dolaşıyoruz aralarında. Kimi tarlayı çapalayıp, tohum ekiyor. Kimi odun kesiyor. İsmail Yenigün’ ün eşi bu arada yalınayak dolaşarak gereğinde konuklara yardımcı oluyor. Eski bir gezgin olarak tanıtıyor bize kendisini. Reyhan Yenigün’e burada yaşamanın ne hissettirdiğini soruyoruz: “İmece Evi’nde çok özgürüm. Çocuklarım çok güzel büyüyor burada. Daha sağlıklıyım mesela. Hasta olsam bile çok kolay atlatıyorum. Ama şehir kesinlikle köyden daha zor. Tabi ki buranın da zorlukları var ama o sadece doğanın olağan zorluklarından”.

İmece Evi’nden adeta ayrılmak istemiyoruz. Bize eskiye dair bir şeyler hatırlatırken, geleceğe dair umut da taşıyor. Bunu belki biraz da İsmail Yenigün’ün sözlerinden hissediyoruz: “Önemli olan çocuklarımıza ne bırakacağımız. Para pul bırakırsın çocuklar yer. Mesele bu değil. Önemli olan çocuklarımızın üretim yapması, kendi evlerini yapması. Kendine yeten o dünyayı kurabilmeleri. Çünkü ülkemiz bir zamanlar kendine yeten bir ülkeydi. Çocuklarımız, bizim hayalini kurduğumuz üretim modellerinden yola çıkarak Türkiye’yi tekrar kendine yeten bir ülke yapabilirler”.

İmece Evi’nde ayrılık vakti geldiğinde, içimizde sımsıcak bir umutla ve bir gün yolumuzun bu güzel insanlarla tekrar kesişebileceğine dair inancımızla yola koyuluyoruz. İzmir’e doğru yol alırken, aslında geleceğimizi geride bıraktığımız hissi yüreğimizden hiç ayrılmıyor.


Yazara ait diğer yazılar:

Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz