KESTANEYE AŞKLA BAĞLANMAK

Özgür Kurşun 14 Aralık 2018

ÖZGÜR KURŞUN

Ödemiş’in film platolarının vazgeçilmezi olmuş köyü Birgi’ye düştü yolumuz. Ben çocukluğumun tadı kestane şekerini, kameram ise kestaneye adanmış bir hayat hikâyesinin kahramanını arıyor; Ender Özcan’ı… İkisini birlikte Birgi’nin sokaklarında bir küçük dükkânda buluyoruz; Bozdağ Kestane Şekercisi. Dükkân küçük ve Ender Özcan gibi mütevazı. Ama bu sizi aldatmasın. Arkasında dünyanın ilk beşine girecek kadar büyük bir üretimi taşıyor.

Kestane şekerini hep Bursa’ya ait biliyoruz. İlk sorumuz da bu oluyor. Kendisine ait kestaneliğe giderken anlatmaya başlıyor: “Kimsenin hakkını emeğini yemek istemem. Bursalı kestaneciler bu işin öncüsü oldu. İnsanlara kestane şekerini tanıttılar, sevdirdiler. Fakat Türkiye de çıkan kestanenin yüzde 65’i Bozdağ ve Ödemiş’te yetişiyor. 27 çeşit kestane türünün sadece üç tanesinden kestane şekeri yapılabiliyor. Kestane şekerinin yüzde 80’i de bu bölgeden temin ediliyor. Ayrıca Black Marrone (Kara aşı ) dediğimiz bir cins kestane var ki dünyada sadece bizim yörede yetişiyor”.

ÜRÜN DE, MARKA DA BİZDE

Kestane bahçesine Bozdağ’ın dik yamaçlarında ilerleyerek varıyoruz. Etrafımız alabildiğine yeşil. Tarım emekçileri toplanmış. Üzerine eğrelti otu serpilmiş kestaneleri dikenlerinden ayıklıyorlar. Ayıklanan kestaneleri boylarına göre çuvallara dolduruyorlar. Sezonun en hareketli zamanları. Bozdağ Kestane Şekeri coğrafi işaret tescil belgesine sahip. Bu belgeyi alırken verdiği mücadeleyi de şöyle ifade ediyor Ender Özcan:

1994 yılında babam ve bir ortağımızla birlikte şirketimizi kurduk. Yoğun şekilde üretim yaparken öncelikle değerlerimizi koruma almalıyız diye düşündük. 1999 yılında Bozdağ Kestane şekeri için coğrafi işaret tescil belgesi için başvurularımızı yaptık. O yıllarda neredeyse hiçbir ürün de böyle bir belge yok. 4-5 aylık bir uğraşının sonucunda da bunu almayı başardık. Bu çok önemliydi bizim için. Bu belge ile kestane şekerinin anavatanının, Ödemiş ve ilçeleri olduğunu tescillemiş olduk. Ödemiş kestanesini kullanarak herhangi bir bölgenin kestane şekeri üretimi yapmasını da engelledik. Tabii biz bugüne kadar kimseden bir kuruş ücret istemedik. Benim derdim herkesin kestaneden para kazanması, kestanenin daha çok üretilmesi. Köylü kazansın, üretici kazansın, herkes kazansın. Çünkü hep bana hep bana olmaz. Ama dünyada da Bozdağ kestane şekeri bilinsin isterim.”

ÖZEL CD’LER HAZIRLATTI

Üniversiteyi Fransa da okuyan Ender Özcan’ın hikâyesi, eğitimle üretme azminin, bilinçli üreticinin bir başarı hikâyesi aslında. Fransa’dan geldikten sonra köylüleri bilinçlendirmek için Orman Bölge Müdürlüğü’yle birlikte CD’ler hazırlıyor. Köy köy dolaşıp kahvehanelerde izletiyor köylülere. Kestane pahalı bir meyve. Tarlada iken kilosu 16, 17 liradan işlem görüyor. Böyle olunca da köylülerde sahip çıkıyorlar ağaçlarına. Yeni yeni kestane bahçeleri oluşuyor Ödemiş’te.

Ender Özcan şöyle devam ediyor: “Benim en büyük hayalimdi pazarı buraya çekmek. O günlerde kestane deyince Aydın deniyordu. Ama Aydın’da yarım kilo kestane yetişmiyor. Pazarı Ödemiş’e çekmek için uğraştım. Fransa’da okurken gidip tanıştığım üreticileri davet ettim Ödemiş’e. Sonraki sene de biz Fransa’ya gittik. 2003 senesinde ise Fransa, İtalya, Portekiz ve İspanya’dan misafirlerimizin katılımıyla tekrar Ödemiş’te toplandık. Bu sefer sivil toplum örgütleri ve üniversitelerinde katıldığı çok geniş bir organizasyon oldu. Şu an kestane pazarı burada. Aydınlılar da buraya geliyor. Bursalısı da İstanbullusu da burada. Dedim ya bugün yurtdışındaki alıcıların hepsi burada. Bunu da başarabildik.”

TOPRAĞI İŞLEYEN EKMEĞİ DİŞLER

Kestane bahçelerin arasından bereketli Ödemiş Ovası’na bakarken gözleri parlayarak anlatmayı sürdürüyor Ender Özcan: “Ben işimi severek yapıyorum. Bu yaşadığım bereketli Ödemiş Ovası’nı seviyorum. Kestaneye ise aşığım. Bir de yaptığınız işin karşılığını alabiliyorsanız, daha bir tutkuyla sarılıyorsunuz işinize.”

Ender Özcan hem eğitimli hem de babadan yetişme bir üretici. Bıraksak bize daha çok anlatır kestaneyi, kestane şekerini. Ama habercinin vakti her zaman ki gibi kısıtlı. Ağzımızda dağılan taze kestane şekerinin tadı ve kameramıza güzel kareleri kaydetmenin huzuruyla ayrılıyoruz yanından. Lidyalılardan bu yana üzerinde yerleşmiş tüm uygarlıkları doyurmuş Ödemiş Ovası’na ve Birgi’ye veda ediyoruz. Ova ardımızda kalırken eski insanların bir sözünü hatırlıyoruz “Toprağı işleyen ekmeği dişler”.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları