İZMİR MODELİ, TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLDU

Toprakla Gelen 30 Kasım 2018

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Başkan Aziz Kocaoğlu döneminde hayata geçirdiği yatırım ve projelerle birlikte literatüre ‘İzmir Modeli’ olarak geçen yerelde kalkınma stratejileri, Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen iki günlük sempozyumda ele alındı. İzmir Akdeniz Akademisi ve Yaşar Üniversitesi koordinasyonunda, ülkenin önde gelen akademisyenlerinin sunumlarıyla gerçekleşen “Yerel Yönetimde İzmir Modeli” başlıklı sempozyumun ilk gününde akademisyenler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “tarım” ile ilgili uygulamalarını da değerlendirdi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal, yerel dinamikler göz ardı edilerek merkezden yürütülen kalkınma hareketlerinin başarılı olamadığına dikkat çekti. Uysal, “Halk için halktan habersiz ve halka rağmen” uygulamalar yerine, yerelin taleplerinin önemli olduğuna işaret etti. İBB’nin “İzmir Modeli” içerisindeki tarımla ilgili çalışmalarının, tarımda dışa bağımlı bir ülke haline geldiğimiz iklim içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Uysal, “İBB tarafından çiftçilere verilen desteklerle, İzmir’de ilk olarak üretici aleyhine olan piyasa koşulları değişti. Ürünü üreticiden alan belediye pazarda rekabet yarattı; fiyatlardaki düşüşü engelledi. Ürün alırken örgütlü çiftçiler üzerinden gittiği için örgütlülüğü teşvik etti. Eğitimler verildi; verimlilik arttı. Çiftçilere yeni ilave gelir kaynakları yaratıldı. Bu desteklerle kırdan kente göç yavaşladı. Kırdaki yaşam koşulları iyileştirildi. Sonuç olarak İBB, yerelde kalkınma hamlesini tarım boyutunda başlatan ilk, bu konuya en fazla eğilerek somut sonuçlar alan tek belediyedir” dedi. 

CİDDİ KAYNAK AYIRDI

İBB’nin 2006 – 2017 yılları arasında gıda, bitki alımı, canlı hayvan, tarım makineleri desteği başta olmak üzere tarıma çok ciddi bir kaynak ayırdığını söyleyen Prof. Dr. Uysal, “Sadece parasal değil aynı zamanda toprak yaprak tahlili, eğitimler gibi destekler de veriliyor. Sosyal demokrat belediyeden beklenecek bir perspektifle özellikle küçük çiftçi destekleniyor. Gerçekten geçimini tarımdan sağlayan küçük çiftçilere odaklanmış bir stratejiden bahsediyoruz. İlginç ve önemli bir sayı vermek istiyorum. İBB, kentteki çiftçilerin yüzde 38’ine temas etmiş. Bu yüksek bir oran. İzmir’de tarımda hızla bir büyüme var. 2004 – 2017 yılları arasında Türkiye’de tarım 3.1 oranında büyümüşken, bu oran İzmir’de yüzde 7.5. Yerel kırsal kalkınma entegrasyonunda İzmir çok başarılı bir model. Girdiler, üretim ve pazarlama boyutu dikkate alınmış. İşin içine organizasyon katmış. Yerelde özgün bir iş üretilmiş” diye konuştu.

KARŞILAŞTIRMA İMKANI BULDUM

Tarım Yazarı, Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ise, mesleği gereği pek çok kente giderek tarımsal, kırsal alanla ilgili giderek karşılaştırma yapma olanağı bulduğunu belirterek, birçok belediyenin tarıma destek olmayı fidan ve tohum dağıtmak olarak algıladığına dikkat çekti. Yıldırım, “İBB, Bütünşehir Yasası çıkmadan çok öncesinde kırsal alanlarda çalışmaya başlamıştır. Sadece belediyelerin değil Tarım Bakanlığı’nın bu çalışmaları örnek alarak uygulamasını dilerim. İzmir’de işleyen bir model var. Tarımın içinde bulunduğu durumu görünce bu modelin değerini daha iyi anlayabiliriz. Koalisyon hükümetleri de dahil olmak üzere Türkiye’de tarım ötelenmiş, göz ardı edilmiş. Koalisyon ortaklarından birisinin, ‘Tarım Bakanlığı bizden olsun’ dediğini hiç duymadım” dedi.

SAHİP ÇIKILMALI 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kırsalda yaptığı çalışmaların merkezi hükümet aracılığıyla Tarım İl Müdürlüğü’nde de ciddi bir hareketlilik yarattığını dile getiren Yıldırım  şunları söyledi: “Büyükşehir Süt Kuzusu Projesi derken, Tarım İl Müdürlüğü de temiz süt projesini gündeme getirdi. Rekabet doğdu. İBB’nin yerelde kalkınma modelinin ön plana çıkarılmasını istiyorum. Çünkü kırsalda nüfus azalıyor ve bizi beslemesini beklediğimiz insanlar tüketici olmuş durumda. İzmir Modeli’nin en önemli yanı, şirket tarımının bu kadar desteklendiği, küçük üreticinin yok edildiği bir dönemde küçük üreticiyi desteklemesi ve bunu bir örgüt üzerinden yapması. Çünkü Türkiye’de kooperatifçilik konusunda ciddi sıkıntı var. 14 binden fazla kooperatif var ama etkinliği yok. Devlet genelde kendisine bağımlı olacak kooperatifler oluşturmuş durumda. Geçmişten gelen tarım satış kooperatifleri ithalat yapan, ürün temin eden, piyasaya müdahale eden, üreticiden uzaklaşmış bir yapıda. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yerelde kalkınma hamlesinin özgün bir yanı var. Bir sonraki seçim için hazırlanan değil bir sonraki kuşak için hazırlanan bir model. Sahip çıkılması gerekiyor”.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları