GEZGİNİN ROTASI: SARP DAĞLARIN İZİNDE, KAFKAS DEM BİR ALEM

Türker Adakale 15 Ağustos 2018

Türker Adakale

Değerlerimizi yavaş yavaş yitirdiğimiz ve özgürlüğümüzü betona tutsak hale getirdiğimiz kentlerde hayatın koşturmacasına kapılıp gidiyoruz. Lüks bir yaşam vaadiyle sunulan gökdelenler ve büyük ışıltılı mağazalar içinde ihtiyacımızdan fazlasını tüketme yanılgısına düşmüşken; ağacı, ormanı, toprağı yavaş yavaş unutuyoruz. Doğadan uzaklaştığımız her gün içten içe en çok kendimize ötekileşiyoruz. Ve bir sabah kalkıp da aynada gördüğümüz yorgun insanı tanımakta güçlük çektiğimizde, bunca zaman dibine kadar tükettiğimizin aslında sadece kendimiz olduğunu anlıyoruz.

Oysa, denklem ne bu kadar zor ne de umutsuz…  Doğanın güzelliklerinin ulaşılmaz Kaf dağının ardında olduğu sanrısına kapılıp, toprağı ve ormanı sadece bilgisayarlarımızın masaüstünü süsleyen birer fotoğraf olarak kullanmaktan vazgeçmek, doğayla bütünleşmek için harekete geçmek, harekete geçmek için ise hayatımızı küçültmek gerek. Hayatını sırt çantana sığdırabileceğin kadar küçültürsen, tüm dünyayı gezip görebilecek kadar özgür olursun!  Belgesellerde izleyince başka bir gezegende olduğunu sanacak kadar büyülendiğimiz heybetli dağları, uçsuz bucaksız ovaları, görkemli şelaleleri, nefes kesici buzulları ve kızgın ateşli çölleri birebir görüp deneyimlemek elimizde.  Gördükçe de farklı diyarlarda toprağın can verdiği bambaşka yaşamları ve kültürleri de deneyimleyeceğiz.

O zaman şimdi bir adım atalım ve sadece ihtiyacımız kadar olanı sırt çantamıza yüklenip tabiatın eşsiz güzelliklerini seyre dalmak için uzak rotalara açılalım. Artık kendi belgeselimizi çekme ve kendi hikayemizin kahramanı olma zamanı.

İşte yanı başımızdaki Kafkaslar, gerek geniş bir yelpazede barındırdığı doğasının güzelliğiyle, gerekse ev sahipliği yaptığı onca farklı uygarlığın tarih boyunca aynı potada erittiği kültürel mirasıyla, tam da belgesel tadında bir rota.    

Kafkas yolculuğunda ilk rotamız Gürcistan olacak. Sınır komşumuz Gürcistan, ülkemiz vatandaşlarına uygulamaya başladığı vizesiz ve pasaportsuz seyahat olanağı sunmasıyla özellikle son yıllarda oldukça popüler hale geldi. Yani kimliğinizi alıp Artvin’deki Sarp sınır kapısından geçerek, yeni ve güzel bir diyara merhaba diyebilirsiniz.

Artvin’den sınır kapısına doğru, hırçın dalgalarıyla sizi selamlayan Karadeniz’in yanından ve puslu ormanlarla örtülü dağ tünellerinden geçerken, kapıya neden Sarp isminin verilmiş olabileceğini anlıyorsunuz. Henüz sınır kapısına varmadan Gürcü evlerini ve binalarını net bir şekilde görebilmeniz, sınır kavramına dair kısa bir sorgulamaya ve iç çekişe sebep oluyor. Burası aynı zamanda özellikle arabasıyla ya da motoruyla dünya seyahatine çıkanlar için Asya’ya ve Uzak Doğu’ya da uzanan önemli bir sınır kapısı. O yüzden sizin gibi hayallerinin peşinde koşan pek çok farklı milletten gezgini burada görüp, kalabalığa şaşırabilirsiniz.

Gürcistan’a adım attığınızda ilk şaşkınlığınız tamamen kendine özgü harfleriyle Gürcüce tabelaları gördüğünüzde oluyor. Gürcü alfabesi o kadar otantik ve estetik harflerle bezenmiş ki, yoksa Gürcistan’a değil de Yüzüklerin Efendisi’ndeki Elf diyarına mı geldim diye hissetmeniz işten bile değil. Gürcistan’ın dorukları boyunca uzanan kıvrımlı patika ve yollar, sanki harflerinde hayat bulmuş ve Gürcüce, Kafkasların sembolik bir izdüşümü olmuş.Gürcistan’da merhaba dediğimiz ilk şehir Batum. Yine Karadeniz kıyısındayız ama artık farklı bir diyarındayız. Batum’da iç içe girmiş Sovyetlerden kalma eski binalar ile tamamen yeni ve modern yapılı binalar, şehre kapitalizm ve komünizm arasında kimlik çatışması yaşarken benliğini yitirmiş bir kişi havası katıyor. Bu öyle girift ve yoğun bir kaynaşma ki; örneğin pahalı ve lüks rezidansların camlarına baktığınızda, birinden diğerine boylu boyunca çamaşır asılan eski Sovyet binalarının yansımasını net bir şekilde görebilirsiniz. Geçmişin ve geleceğin, ne seninle ne de sensiz diye birbirlerine seslenmeleri misalindeki bu ortam, Sovyetlerden bağımsızlığını kazanmış hemen her ülkede karşılaşabileceğiniz bir sahne.

Batum’dan başkent Tiflis’e doğru yol aldıkça bitmek tükenmek bitmez dağ yollarından geçiyor ancak coğrafyanın güzelliğiyle bir taraftan da yolun hiç bitmemesini istiyorsunuz. Toplu ulaşımın genellikle küçük minibüslerle sağlandığı Gürcistan yollarında hızınızı sık sık kesecek misafirleriniz var: Başı boş dolaşan büyükbaş hayvanlar… Yollarda hiç istiflerini bozmayacak sakinlikte yürüyen bu özgür dostlarımız o kadar çok ki; bir süre sonra ev sahibinin onlar olduğunu ve asıl sizin onların doğasına misafir olarak geldiğinizi anlamanızı sağlıyor.

Gürcistan’da coğrafyanın engebeliği, doğanın betona karşı hakimiyetini ve yerleşimin doğayla bütünleşik olmasını sağlamış. Bu engebeliği daha da derinden yaşamak için Tiflis’ten önce bir durağımız var: Ülkenin kuzeyinde Rusya sınırı boyunca uzanan Kazbek Dağı. Öyle ki; zirvesine doğru yükseldikçe ülke değiştirip Gürcistan’dan Rusya’ya geçebileceğiniz bir dağ.

5.047 m.’lik zirvesiyle Kafkasların en yüksek dağlarından biri olan Kazbek, dünyanın farklı yerlerinden dağcıların da göz bebeği. Kazbek bu cazibesini,  zorlu rotalarına ve son buzul çağından kalma milyonlarca yıllık buzullarına borçlu. Kazbek yolunda, peşi sıra dizili dağların heybeti giderek artarken, yerleşim yerleri de yerini ıssızlığa terk ediyor. Tırmanış öncesi varabileceğiniz son nokta, adını dağdan alan Kazbegi köyü. Küçük ev ve dükkanları buraya bir taraftan kendi halinde bir köy havası verirken, diğer taraftan dağcıların ve yabancıların yoğunluğu da turistik bir atmosfer kazandırıyor. Kazbek’in nefes kesici karlı zirvesi tüm debdebesiyle karşıdan sizi selamlarken, zirvesine doğru günler sürecek maceralı bir yolculuğa da cüretkar bir davette bulunuyor.

Yeşilin hemen her tonuna bezeli vadilerdeki patikalardan yükselirken ve çoşkun nehirlerin üzerinden geçerken, doğayla giderek daha çok bütünleşmenin hazzını yaşıyorsunuz.

Toprağın baharla vuslatı ve tabiata yeniden yaşam vermesi, burada Temmuz ayında bile hala devam ediyor. Şair kıskandıracak güzellikteki bu diyarda Ademoğlu’nun sözünü geçiremeyip de en büyük celladı bellediği zaman kavramına dair algınız giderek yavaşlıyor, haftalardır yoldaymış hissiyatı iç dünyanızı kaplıyor.    

Yeşil vadiler yerini devasa büyüklükteki kayalara ve buzul bloklarına bırakırken attığınız her bir adım daha çok dikkat gerektiriyor. Yükseldikçe tamamen kış şartlarının hakim olduğu dağda en çok dikkat gerektiren ise buzul çatlakları. İşte teknik malzemelerle ve iple birbirine bağlandığınız ekip arkadaşlarınızla bu buzul çatlaklarının üzerinden geçerken, kendinizi tam olarak bir belgesel sahnesinin içinde buluyorsunuz. Bu ortamda çadırla kamp yapmanız ise, zorlu şartlar altında da yaşamın gayet sürdürülebilir olduğunu ve kendinizi gündelik hayatta ne kadar gereksiz bir konfora boğduğunuzu şimdi çok daha derinden öğretiyor.       

Zorlu dağ şartlarından sonra iştahınız giderek açılmaya başlayınca Gürcü yemeklerine duyduğunuz merak da giderek artıyor. Hemen her köşe başında karşılaşabileceğiniz iki yöresel lezzetten biri peynirli pideyi andıran Haçapuri, diğeri ise dev taneler şeklinde sarılan Gürcü mantısı Khinkali. Hamur ağırlıklı bir yapıda olduğunu anladığınız Gürcü mutfağı bu anlamda bize hiç de yabancı değil.   

Gürcistan’da Kazbek’ten sonraki durağımız ise başkent Tiflis oluyor. Tiflis’e vardığınıza başkent olmanın gerektirdiği düzeni ve yapılaşmayı keskin bir şekilde görebiliyorsunuz. Mekanların ve sokaklardaki etkinliklerin yoğunluğu, kent merkezine Avrupai bir hava katarken, arka sokaklara daldıkça eski ahşap Gürcü evleriyle karşılaşıyor ve kendinizi yine eski ile yeninin çatışmasında bir figüran olarak buluyorsunuz.

Diğer Gürcü kentlerine göre nüfusunun fazlalığıyla dikkat çeken Tiflis’in, aynı zamanda İran, Ermenistan, Azerbaycan gibi komşu ülkelere gitmek için de önemli bir aktarma merkezi olması kalabalığını artırıyor. Bizim tutkumuz da, doğa ve insan merakına bezeli yeni keşifler olduğundan, diğer yepyeni diyarlar da hala bizi bekliyor.

O zaman şimdi fazlalıklardan arınıp, sırt çantamızla yeni coğrafyalara açılma, yeni insanları tanıma vakti. Unutmayalım; tüm uzun yolculuklar ve yollar sadece tek bir adım atmakla başlar.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz