ERİŞ, ET VE SÜT HAYVANCILIĞINDA GÜÇBİRLİĞİ ÇAĞRISI YAPTI

Toprakla Gelen 14 Ocak 2019

TOPRAKLA GELEN, 2019’a yeni umutlarla giren Küçük Menderes’te et ve süt üreticisinin durumunu kendisi de besi çiftliği sahibi Ödemiş Ticaret Odası Başkanı Rıfat Eriş ile görüştü. Süt fiyatlarının yerinde saydığı, et fiyatlarının sürekli gerilediği sektörde, yemde dışa bağımlılığın sona erdirilmesi çağrısında bulunan Eriş, küçük işletmelerin güçbirliği oluşturmasının önemine değindi.


TOPRAKLA GELEN– Ödemiş bölgesinde et ve süt üretiminde durum nedir?

RIFAT ERİŞ– Sütten başlayalım isterseniz. Malum kış aylarındayız. Süte talebin az ama üretimin çok olduğu bir dönemdeyiz. Hayvanlar, kış koşularında daha çok yem tükettiği için daha çok süt verimi olur. Yaz aylarında ise bunun tam tersidir. Dondurma başta olmak üzere yaz aylarında süt ve süt ürünlerine talep artar ama sıcakların etkisi ile strese giren hayvanların süt üretimi düşer. Balıkesir ve Söke’de süt alıcısı iki önemli ve büyük firmanın şu an piyasadan çekilmesinin getirdiği bir sıkıntı var. Süt üreticisi, üretime devam ediyor. Ancak, tahsilatta aksamalar yaşanıyor. Piyasanın güncel durumu bu, üretim noktasına gelecek olursak, asıl problem yüksek girdi maliyetleri. Yem başta olmak üzere, işçilik maliyetleri artıyor. Yine makine ve ekipman maliyetlerine baktığımızda üreticinin sütte litre başı maliyetlerinin arttığı bir noktadayız. Burada öncelikli olarak yapılması gereken girdi maliyetlerini makul seviyelere çekecek önlemleri, projeleri hayata geçirmek. Buna da yemden başlamak.

OFİS, SOYA EKİMİ İÇİN DEVREYE GİRMELİ

TOPRAKLA GELEN– Yemden başlamak derken, öneriniz nedir?

RIFAT ERİŞ– Türkiye olarak yemde dışa bağımlıyız. Zira, yem yapılırken en önemli hammadde soya ve mısır türevleridir. Tükettiğimiz soyanın sadece yüzde 7’sini üretiyor, yüzde 93’ünü ithal ediyoruz. Yemin, yarısından fazlası yurtdışından geliyor. Bu işi sürdürülebilir kılmanın önemli yolu, yemde olmazsa olmaz ve bizim dışarı bağımlı olduğumuz soya ekimini özendirmektir. Çünkü, arpa, yulaf, yonca gibi bitkiler üretiliyor. Ancak, yemin asıl besleyici ve birleştirici unsuru soyadır. Ülkemiz genelinde çok geniş, soya tarımına uygun araziler mevcut. Bu noktada Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), geri alım garantili bir fiyat yapılanması ile soyada dışa bağımlılığımızı önemli oranda azaltabilir. Hayvancılığa yani işin et kısmına gelirsek, orada ciddi sıkıntılar mevcut. Şöyle ki bugün verimi düşen ya da üreticinin içinde bulunduğu ekonomik durum nedeniyle kesmek zorunda kaldığı inekler 19- 21 liradan kesiliyor. Fiyatlar 30 liradan, 20 liraya kadar geriledi. Yani, daha açık bir ifade ile üretici 100 hayvanından 33’ünü elden çıkarmasa dahi, doğal bir afetle ya da hastalanıp ölmüş gibi 3’te 1’ini kaybetmiş durumda.

TOPRAKLA GELEN– Sürekli yazılıp, çizilen bu konuda tabloyu en net ortaya koyan örnek sanırım sizden geldi. Peki, bu tabloyu tersine çevirmek mümkün mü?

RIFAT ERİŞ– Yaşanan bu tabloya ithalat izni verilirken ihtiyacın planlanmaması neden oldu. Et fiyatları yükseldiğinde, daha fazla artmasın diyerek ithalat izni verildi. Bu yapılırken, ette ve sütte ihtiyacımız ne kadar, biz bu ihtiyacın ne kadarını karşılıyoruz, eksiğimiz, fazlamız nedir? Firma bazında yeni yatırıma ihtiyaç var mı, yok mu soruları yanıtsız kaldı. Dönemsel olması gereken izin sürekli hale dönüştürüldü.

TOPRAKLA GELEN– Yaşanan bu olumsuzlukların küçük aile işletmelerini, 8- 10 hayvan varlığı olan üreticilerin piyasadan çekilmesine neden olacağı belirtiliyor. Hatta bu işin ekonomisi 50 ve daha üzeri hayvan varlığına sahip işletmelerdir yorumu yapılıyor. Sektöre, büyük işletmelerin hakim olacağı bir yapıdan bahsediliyor. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

BÜYÜKLE KÜÇÜK ARASINDAKİ AYRIM

RIFAT ERİŞ– Bu yorumların önemli bir kısmı ne yazık ki doğru. Ancak bundan önce sektörde makine ve ekipmanın doğru bir şekilde kullanılmadığı gerçeğini kabul etmeliyiz. Büyük işletmeler, çiftlikler kaliteli süt üretimi için sağım makinesi, soğutma tankı gibi makine ve ekipman yatırımını gerçekleştirebilirken, 30’un altında hayvan varlığına sahip küçük işletmeler soğuk zincirle, sağımla ya da diğer makine ve ekipmanla ilgili yatırım yapamıyor. Sahip olduğu hayvan varlığı ve üretim miktarı ile makine ve ekipman yatırımını finanse etmesi mümkün değil. Küçükler, bu olumsuzlukları aşmak için borçlanıyor. Sonuçta borçlandığı banka ya da firmaya bağlanmak zorunda kalıyor. Ancak asıl sıkıntı küçük işletmelerin sütü ile büyük çiftliklerdeki sütün aynı yerde taşınması. Bu durum sütün kalitesini etkiliyor. Bu durumun piyasaya yansıması ise fiyat rekabetini ortadan kaldırması. İyi, kaliteli süt üretenle, kalitesiz üretim arasında fark olmuyor. İzlenebilir bir metodla üretim yapan firmaların da önü kesilmiş oluyor.

YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR

TOPRAKLA GELEN– Küçüklerin yok olmadığı, yoluna devam edebileceği bir çözüm yok mu?

RIFAT ERİŞ– Biraz önce belirttiğim gibi planlama aşamasını tamamlamalıyız. Yani, hayvan varlığımız, et, süt üretim kapasitemizle ülkemizin ihtiyacını netleştirmeli, eksik ve fazlamızı bilmeliyiz. Küçük işletmelerin yoluna devam edeceği modeller geliştirmeliyiz. Bu güçbirliği ile mekanizasyonu ve profesyonel yönetimi sağlamalıyız. Zira, hayvancılıkla uğraşanların bayramı, seyranı, hafta içi, hafta sonu yoktur. Acı ama gerçek cenazesi yoktur. Çünkü, hayvanlarını bırakamaz. İşte bu noktada küçüklerin güçbirliği oluşturduğu, kooperatif benzeri modeller hayata geçirilebilir. Trakya’da belli bölgelerde üreticiler 300 hayvanlık ortak modelleri hayata geçirdi. Başarıyla da devam ediyor. Bizde benzeri modeli hayata geçirmek için çalışmalara başlamalıyız. Yoksa yarın çok geç olabilir.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları