DEVLET DAYATMALI SERMAYE EGEMENLİĞİ: TARIMDA MİLLİ BİRLİK PROJESİ

Toprakla Gelen 23 Nisan 2019

Prof. Dr. Tayfun ÖZKAYA 

Tarım Ekonomisi Derneği Başkanı

Tarımda Milli Birlik Projesi adı altında yeni bir “Zihni Sinir” projesi hazırlanıyor. Bunun “yalın sistem” olduğunu açıklamışlar. Yalın üretim diye bir sistem biliyoruz. Ancak bu projenin neresinin yalın olduğunu anlamadık.

Tarım ve Orman Bakanlığının taşra kuruluşları Milli Birlik Kooperatifi dedikleri bir kuruluşa katılıyor. Bunun içine aslında tamamen devlet tarafından yönetilen Tarım Kredi Kooperatifleri ekleniyor. Daha bağımsız olan Or-Koop da (Orman Kooperatifleri) bu gruba zorla katılıyor. Bunların üstünde Semerat dedikleri bir holding oluşturuluyor. Bu holding gıda işleme, ticaret vb. kârlı işleri yapacak. Bu güne kadar tam olarak özelleştirilemeyen TMO (Toprak Mahsülleri Ofisi), Çaykur, Türk Şeker de bu holdinge katılıyor. Bu KİT’lerin holdingdeki payı yüzde 15. Holdingin yüzde 50 hissesini Ülker, Ünilever, Eti vb. şirketler sahip oluyor. Milli Birlik Kooperatifleri dedikleri kuruluşun payı ise yüzde 35 oluyor. Üreticiler ise her zamanki gibi sistemin en altında.

YABANCI SERMAYE PROJENİN İÇİNDE

Bu proje hem ulusalcıları, hem kooperatifçilikten yana olan ilericileri, hem devlet bürokrasisine karşı olan liberalleri, hem de devlet gücünü kullanarak halkın gelirlerine el koyma yanlısı neo-liberallerin hepsini birden ikna etmeye çalışıyor.

Bu proje bir kere milli değil, Unilever gibi yabancı sermaye özellikle içinde.

Kooperatifçilik son zamanlarda tekrar dikkati çektiğinden ilerici kesimi de çekmek için kooperatifçilik de projeye katılmış. Zorla ve devlet denetiminde, şimdi de sermaye denetiminde kooperatifçiliğin olmayacağı açık. Hem ülkemizde hem dünyada sermaye denetiminde olan kooperatifler zaten var. Bazıları çok büyük de olsalar sorunları çözmediği görülmektedir.

MAKSİMUM KAR PEŞİNDE KOŞACAK

Bakanlık taşra birimlerinin çok verimsiz çalıştığı biliniyor. İşte bu noktada da liberallerin (ama devlet eliyle zengin yaratmaktan yana olmayan) desteği alınmaya çalışılıyor. İyi de bu kötü çalışan taşra teşkilatı bu yeni sistemde nasıl verimli çalışacak. Taşra kuruluşlarını verimli çalıştırmayan bakanlığın kendisi. Yanlış bir destekleme politikası ile ziraat mühendisleri ve teknisyenlerini çiftçiler için dosyalar düzenleyen büro memurlarına dönüştüren var olan yanlış tarım politikasıdır. Bunlara liyakat sisteminin rafa kaldırılması ve partizanlık eklenebilir. Performans sistemi gelirse tabii yukarıdaki Semerat Holding sadece maksimum kâr peşinde koşacak ve bunları da bu yönde çalıştıracak veya tasfiye edecektir. Devletin zorla kooperatifleri, kamu kuruluşlarını bir yerlere tıkıştırmaya çalıştığı sisteme herhalde liberalizm denmez. Bu projenin liberalleri de ikna edeceğini sanmam. Ama çok önemli değil. Türkiye’de zaten liberal sayısı çok az. Kendilerine liberal diyenlerin çoğu devlet eliyle sermayeyi daha da zengin etmeye koşullanmış neo-liberaller veya muhafazakârlardır. Öte yandan tarım alanında yayım, araştırma vb. kamu hizmeti olmalıdır. Bugün bunun başarısız olması yok edilmesini mazur göstermez. Ancak bu çok başka bir tartışma konusu.

PROJENİN EKOLOJİK BOYUTU YOK

Bu projenin ikna edeceği tek grup neo-liberallerdir. Tarım alanında son elde kalmış kamu kuruluşları da sermayenin emrine veriliyor. Kooperatif adı altında yapay ve denetim altında kuruluşlar oluşturulacak. Bu onların işine gelir.

Projenin hiçbir ekolojik boyutu yok. Şirketlere teslim edilmiş bir sistemin agroekolojik bir yönde gelişmesini beklemek mümkün değil. Endüstriyel tarım toprakları yok ediyor, çiftçiyi ağır bir maliyet yükü altında bırakıyor. Bu projede bu sorunlar ağırlaşacaktır.

Projenin başında tarihi referanslar olarak iaşecilikden de söz edilmiş. “Osmanlı Devleti reayanın (halkın) refahını sürekli kılmak için öncelikle piyasalarda istenilen kalitede uygun fiyata yeterli miktarda mal bulunmasına özen gösterdi” demişler. Bir kere Osmanlı köylünün değil, büyük ölçüde yönetenlerin ve sonra İstanbul’un gıda ihtiyacının peşinde idi. Bugün Osmanlı ekonomik sistemi çok geride kalmıştır. Osmanlı devlet yönetiminde bir çeşit kumanda ekonomisi uygulamıştır. Bugün kapitalizm var. Şirketleri işin içine soktuktan sonra iaşecilikten söz etmek tuhaf. Osmanlı’ya referans vermek çok anakronik oluyor.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları