DAĞLARIN VE DOĞANIN KALBİNE YOLCULUK: ALPLER

Toprakla Gelen 12 Mart 2019

Türker ADAKALE

Dağların gezginlerden maceracılara, sanatçılardan sporculara kadar uzanan çok geniş bir kitle için, derin bir cazibesi vardır. Birbiri ardına uzanan dağlar ve o dağların sarp zirveleri, kim bilir kaç sanatçıya ilham kaynağı olmuş, kaç maceracının merakını körüklemiştir. Dağların bu engin dünyası, evini sırtında taşıyan gezginler ve kamp severler için de biçilmiş kaftan… Bir doğa sever için, dağlarda bir yandan macera yaşayıp bir yandan dinginleşmekten daha güzel ne olabilir ki… Öyleyse, sırt çantamızı alıp, bu kez dünyanın en güzel ve en meşhur sıradağlardan birine, Alplere uzanalım…

Avrupa’nın göbeğini bir kemer gibi kuşatan ve pek çok ülkenin sınırları dahilinde yer alan Alpler, her yıl binlerce sporcuyu ve gezgini ağırlıyor. Alplerin bu ününün altında, pek çok kitaba ve filme konu olmasının etkisi de yadsınamaz. Dağların eteklerine yayılan küçük kasabalar, gezi dergilerinin kapaklarını oldum olası süsleyen bir tema.. Bu açıdan, Alpler dağ ve kayak sporları tutkunları kadar, gezginler için de önemli bir rota.

TRENLE SEYAHAT KEŞFİN EN KOLAY YOLU

Alpler söz konusu olduğu zaman, tren yolculuğundan bahsetmemek olmaz. Ne de olsa, Alplerin farklı noktalarını keşfetmenin, en kolay ve en keyifli yolu trenle seyahat etmek. Dağların eteklerinden kıvrılarak uzanan demiryolları boyunca, çok sayıda tren hattı mevcut. Yazın yeşil vadiler ve ormanlar boyunca, kışın ise beyaza bürülü karlar içinde yolculuk etme fikri gerçekten heyecan verici.

Alplere ulaşmak üzere Avusturya, Fransa, İsviçre, İtalya gibi farklı ülkelerden geçiş sağlanabilir. Benim bu sefer ki tercihim, dağlarıyla olduğu kadar toprağıyla ve kırsal alanlarının zenginliğiyle de merak uyandıran İsviçre üzerinde ulaşım sağlamak oluyor. Pek çok farklı alanda dünyanın önde gelen ülkelerinden olan İsviçre, sarp dağların içinde gizlenmiş, verimli topraklar üzerine kurulu küçük bir ülke. Ancak, bu küçük ülke markalaşmış değerleriyle ve uygarlığa sunduğu katkılarla tüm dünyada adından söz ettiren başarılara sahip.

Soğuk bir kış sabahı Zürih’e vardığımda, oldukça sessiz, düzenli ve küçük bir şehirle karşılaşıyorum. Dağların dinginliği burada adeta şehirlere de yansımış. Sokakların temizliği, oldukça yaygın şekilde konuşulan, İsviçre’de yere atılmış küçük bir çöp dahi görmeme söylemini de haklı çıkarıyor.

GEZGİNLER İÇİN PAHALILIK SORUN DEĞİL

Zürih ve İsviçre’nin pahalı olduğu da, bir diğer yaygın söyleme sahip konu. Şehrin ve ülke gerçekten genel anlamda pahalı olduğu bir gerçek. Ancak, sırt çantalı doğa gezginleri için, bu pahalılık cebinize ancak küçük bir miktarda yansıyabilir. Çadırda konaklamak ve gıda ihtiyacını marketlerden toplu alışverişle sağlamak, bu pahalılığın hiç de korkulacak düzeylerde olmadığını gösterebilir.

İsviçre’nin gölleri de, dağları kadar ön planda ve oldukça güzel. Göllerin şehirlerle ve yerleşim alanlarıyla iç içe olması, bu coğrafyayı keşfetmeyi daha da cazip hale getiriyor.

Zürih’ten, Cenevre’ye kadar uzanmak ve oradan da Fransız Alplerine geçmek üzere bindiğim tren, öğle saatlerinde ülkenin en büyük istasyonlarından birinden hareket ediyor. Ulaşımın hızlılığı ve kolaylığı, sadece gezi amaçlı değil gündelik ve iş amaçlı seyahatler için de tren yolculuğunun tercih edilmesini sağlıyor.

Tren, İsviçre vadileri ve dağları boyunca uzandıkça, hem doğanın güzelliklerini hem de küçük yerleşim yerlerini görme imkanınız oluyor. Tren seferlerinin sıklığı, istediğiniz istasyonda inip, o istasyondaki yerleşim alanını gezme ve daha sonra yolculuğunuza kaldığınız yerden devam etme özgürlüğünü de veriyor.

LOZAN VE MONTRÖ ÜZERİNDEN SEYAHAT

İsviçre’nin güneyine doğru indikçe, Türkiye’de de oldukça üne sahip Lozan ve Montrö üzerinden yolculuğunuza devam ediyorsunuz. Dinginliğin ortasındaki doğayla iç içe kurulmuş bu şehirler, keşke barış antlaşmalarımıza olduğu kadar, şehirlerimizin yapılanmasına da örnek olsaydı diye insan iç geçirmeden edemiyor.

İsviçre’nin küçüklüğü bu yolculuğu kısa sürede yapmanızı sağlayabilir. Yolculuğum da devam ettiğim güzergah ise, Fransa sınırları içerisinde yer alan, Mont Blanc vadisi oluyor.

Bu güzergah dahilinde, tren bu kez dik yamaçlardan dağlara yükselmeye başlıyor. Ormanın nerdeyse içinde seyahat edebiliyor olmak, doğa dostu ulaşım altyapısı kurulması açısından oldukça güzel bir örnek. Dağın eteklerine kurulmuş, birbiri ardına pek çok küçük ve şirin kasaba mevcut.

Vadiye adını veren Mont Blanc dağı, 5 bin metreye yaklaşan rakımı ile Alplerin ve Avrupa anakarasının en yüksek zirvesi. Doğrusu, yılın bu mevsiminde hava oldukça soğuk ve kar derinliği oldukça fazla. Mont Blanc’a en yakın yerleşim yeri ise Chamonix kasabası. Adeta küçük bir şehri andıran bu kasaba, kış sporları açısından dünyanın en önemli merkezlerinden biri.

İNSANOĞLU SINIRLARININ FARKINA VARIYOR

Alpler, özellikle bu bölgede öyle sarp ve dik yükselişlere sahip ki; insan pek çok dağcılık tekniğinin ve literatürünün neden burada geliştiğini kolaylıkla anlıyor. Doğanın güzellikleri kadar, sportif açıdan da çok sayıda bilgi edinilebilecek bir bölge. İnsan bu muazzamlık karşısında, kendi sınırlarının ne denli küçük olduğunu bir kez daha deneyimliyor.

Ancak, kışın oldukça dikkatli olmak gerektiğini de not düşmek gerek. Kar derinliğinin ve yamaçların dikliğinin, çığ düşmesini son derece kolay hale getirmesi temel dikkat noktası…

Kışın bu denli güzel olması yaza dair de büyük merak uyandırıyor. Karların erimesinin ardından ortaya çıkacak yeşil vadileri düşlemek, heyecan uyandırıcı. Şüphesiz ki; yaz mevsimi kışa göre ulaşım ve kamp açısından da kolaylık sağlayacaktır.

Doğanın enginliğinde ve dağların özgürlüğünde tekrar buluşmak üzere…


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları