ÇAYIN ÖYKÜSÜ

Toprakla Gelen 13 Eylül 2018

ZİRAAT MÜHENDİSİ ERDİM ERDURAN

Dünyada sudan sonra en fazla tüketilen içecek olan çay kültürümüzde önemli paya sahiptir. Öyle ki kahvaltılarımızın ve keyifli muhabbetlerimizin vazgeçilmezi olan üşüdüğümüzde içimizi ısıtan, yorulduğumuzda yorgunluğumuzu, sıcaklandığımızda hararetimizi ve kokusuyla bizi bizden alan milli içeceğimizdir çay. Çok yıllık bitki olan çay, hasat olgunluğuna ulaşmış taze yaprakları hasat edilerek, çay fabrikalarında belirli proseslerden geçtikten sonra siyah çay veya yeşil çay olarak demlenmeye hazır olarak tüketiciye sunulmaktadır.

TİCARET NAZIRI İSMAİL PAŞA

Çay 5000 yıl önce yaşadığı düşünülen, Çin tarihinde ve kültüründe önemli yeri olan, klasik Çin tıbbının üç efsanevi imparatorlarından Kızıl İmparator olarak bilinen Shen Nung çayı ilk defa M.Ö. 2737 yılında, kaynayan suya çay yapraklarının düşmesiyle oluşan farklı renkteki karışımın aroması ve tadı beğenilmiş, ilk olarak Çin’e, zamanla tüm dünyaya yayılmıştır. Çay kültüründen Osmanlıda etkilenmiş olup çay içimi giderek artmıştır. Dönemin Ticaret nazırı (Ticaret bakanı) İsmail Paşa’nın talimatıyla çay yetiştirilmesi için girişimler başlatılmıştır. Çin’den getirilen ilk çay fidanları 1888 yılında Bursa’da dikilmiştir ancak çayın ekolojik isteklerini Bursa bölgesi karşılayamadığından çay yetiştiriciliğinin ilk girişimi başarısız olmuştur. Çay yetiştiriciliği için girişimler 1917 yılında bir kez daha başlatılmıştır. O dönemde faal olarak çay yetiştiriciliğinin yapıldığı Batum’a Osmanlı devleti tarafından bazı incelemeler yapmak üzere bir heyet gönderilmiştir. Heyette bulunanlardan Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi Müderrislerinden Ali Rıza Erten benzer özelliklere sahip olan Doğu Karadeniz kıyılarımızda da çay tarımının yapılabileceğini belirtmiş, çay ithalatında ödenen paranın yüksekliğine de değinen Erten, Doğu Karadeniz bölgesinde çay tarımının yapılabileceğini rapor etmiştir. Araya Birinci Dünya Savaşı’nın girmesiyle Ali Rıza Erten’in raporu meydana gelen öncelikli olaylar nedeniyle o zaman için dikkate alınmamıştır. Savaş sonrası dönemde Doğu Karadeniz bölgesinde işsizlik ve yoksulluk baş göstermektedir, bölge engebeli olduğundan ve ailelerin geçimi sağlayacak yiyecek ihtiyacını karşılayacak alanlar kısıtlı olduğundan Doğu Karadeniz bölgesi insanlarının yurdun değişik yerlerinde çalışmak zorunda olmaları bölgede iş alanlarının oluşturulmasını zorunlu kılmıştır.

KARADENİZ MERKEZ OLUYOR

Sorunun çözüme kavuşturulması için Türkiye Büyük Meclisi’nde görüşmeler yapılmış ve nihayetinde 6 Şubat 1924’ de “Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay Yetiştirilmesi” adı altında 407 sayılı kanun kabul edilmiştir. Bu kanunla birlikte Rize’de “Bahçe Kültürleri İstasyonu” adı altında kurulmuş ve bu birime işleri organize etmesi amacıyla görevlendirilen Ziraat Mühendisi Zihni Derin tarafından Batum’dan getirtilen çay tohumları ile çay fidanı üretimine başlanmıştır. Çay yetiştirme girişimi 1937 yılında kesin şeklini almış ve ihtiyaç dahilinde Sovyetler Birliği’nden Gürcistan kökenli 20 ton çay tohumu satın alınmıştır. 1938 yılında ilk çay hasadında  (135 kg) ve ilk siyah çayını (30 kg) üretilmiştir. İlk çay fabrikası Rize ilinde Fener mahallesinde 1946 yılında 60 ton çay/gün kapasite ile işletmeye açılmıştır. Çay yetiştiriciliği başta Rize olmak üzere Trabzon, Artvin, Giresun ve Ordu illerinde yılda 3 defa hasat edilerek yapılmaktadır. Bu illerden en yoğun olarak yapıldığı yer Trabzon ili Araklı ilçesinde bulunan Karadere vadisinden başlayarak Artvin ili Kemalpaşa ilçesinde bulunan Sarp Sınır Kapısına kadar uzanan bölgede yapılmaktadır.  Günümüzde 830 bin dekarlık arazide 212 bin üretici ile çay tarımı yapılmaktadır, Çaykur ve özel sektöre ait 274 adet çay fabrikası ve bu fabrikaların toplam günlük yaş çay işleme kapasitesi 18 bin 650 tondur.

EKONOMİK ÖMRÜNÜN SONUNA GELİYOR

Gelişen teknolojiyle birlikte çay işleme teknolojisi ivme kazanmıştır. Kuru çay üretimi eskiye nazaran daha modern fabrikalarda daha modern şekilde çaylar işlenerek tüketiciye sunulmaktadır. Bu tür olumlu gelişmeler aynı şekilde çay yetiştiriciliğinde yaşanıyor mu bence hayır. Çünkü çay yetiştiriciliğinde hala konveksiyonel üretim metotları etkisini sürdürmektedir. Çay yetiştiriciliğinde uygulanan aşırı gübreleme topraklarımızın yapısını ciddi şekilde bozmakta aynı zamanda asitleşmesine neden olmaktadır. Asitleşmenin sonucu olarak toprakta var olan besin elementlerinin alımı azalmakta bu da çay verimliliğine olumsuz etki etmektedir. Aşırı gübrelemenin diğer bir etkisi ise çay tarlalarının etrafındaki su kaynaklarımızın nitrat bakımından kirlenmesine neden olmaktadır. Çay yetiştiriciliğinin diğer bir sorunu ise çay bitkisi dış döllenme yaptığından, genotipte sürekli yeni açılmalar oluşmaktadır. Bu açılmaların sonucunda morfoloji, kalite  vejetatif,  generatif ve ekolojik şartlara uyum gibi özellikler bakımından çay bitkilerinin aralarında önemli farklar bulunan çok sayıda tipler meydana gelmiştir. Eğer çeşitleri belli olmayan tohumlarla üretime devam edilirse yeni yeni farklı tipler ortaya çıkacaktır ve doğal melezleşme ile oluşan yeni tiplerin büyük bir bölümü kalite ve verim bakımından düşük değerlere sahip olacaktır. Bir diğer sorun ise çay bitkilerinin yaşlanmasıdır çay bitkisinin ortalama 100 yıl yaşadığı kabul edilmektedir. Çay bitkisi 4 yaşından sonra ürün vermeye başlar, ürün miktarı 10-15 yaşından sonra en yüksek düzeye ulaşır, ekonomik verim yaşı ise genellikle 50 yıl olarak kabul edilmektedir ve 1938’de tesis edilmeye başlanan çay bahçelerinin ekonomik ömürleri hemen hemen dolmaktadır.

PESTİSİT KULLANILMAYAN TEK TÜR

Bugün dünyada en kuzey enlemde yetişen ve üzerine kar yağan tek çay Türk çayıdır bu nedenden dolayı çaylarımıza özgü hastalık ve zararlı yoktur bu tür olumsuz durumlar olmadığından çay üretimimizde pestisit kullanılmamaktadır. Türk çay tarımında kullanılan tek kimyasal NPK gübresidir ve bu gübrenin zararlı etkileri çay bitkisinde değil toprakta görülmektedir. Özetle Türk çayı doğal ve sağlıklıdır tarımsal sorunların tüketiciye herhangi bir yansıması yoktur ancak bugünkü tarımsal sorunları aşamazsak çay tarımının sürdürülebilirliği tehlikeye girebilir. Sürdürebilirliği sağlamak için ilk olarak yıllarca kimyasal 25.5.10 NPK gübresiyle tek düzen gübrelenmiş toprakları düzenleyip toprağı organik maddelerce zengin hale getirmeliyiz.  Bu sayede toprakları alınabilir besin maddeleri yönünden zengin hale getirip bitkinin yetişme koşullarında bu zengin besin maddelerinden maksimum şekilde faydalanması sağlanmalı bozulan toprak düzeni rehabilite edilmelidir. Besinsel problemin çözüme ek olarak günümüzde çay üretimi yapılan ekonomik ömrünü tamamlamış, geleneksel çayların yerine verim potansiyeli belirlenmiş verimli ve kaliteli çay çeşitleri ile değiştirilmelidir. Eğer çay üretiminde kültürel uygulamalarımızı geliştirmezsek rekabet gücümüzün azalması kaçınılmaz olacaktır. Bu tür olumsuzlukların giderilmesi için Çaykur ve üniversiteler tarafından yapılan olumlu sonuç alınan çalışmalar bir an önce çay alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından gerekli alt yapı oluşturularak çay üreticilerini uygulamalı eğitimle ve görsel yayınlarla (Tv programında, internet ortamında video ve eğitici sosyal medya hesaplarıyla vs.) eğiterek GEREKLİ BİLİNÇ OLUŞTURULMALIDIR. Üreticilerde yeterli bilinç oluşturulup daha kaliteli ve katma değerli üretim uygulanmaya başlandığında Türk çayı hiçbir olumsuz durumdan etkilenmeyecek, aranan bir ürün olacaktır. Hiçbir pestisit kullanmadığımız Türk çayını birde organik üretimle taçlandırırsak çayımız gerçek bir yeşil altına dönüştürebiliriz buna yürekten inanıyorum.

 

KAYNAKLAR:

Çaykur,. 2016a. Çay Sektörü Raporu. www.çaykur.gov.tr

Çaykur,. 2016b. İstatistik Bülteni 2016. www.çaykur.gov.tr

Haznedar, A., Ülkemizde Çay Gelişimi. www.biriz.biz

Kaçar, B., 2010. Çay-Çay bitkisi, Biyokimyası, Gübrelenmesi, İşleme Teknolojisi.

Üstün, Ç. Ve Demirci, N., 2013. Çay Bitkisinin (Camellia SINENSIS L.) Tarihsel Gelişimi Ve Tıbbi Açıdan Değerlendirilmesi. Lokman Hekim Journal, 3(3), 5-12.

 

 


Yazara ait diğer yazılar:

Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz