BİTLİS’TE 5. MİNAREYİ BULAN HABER VERSİN

Toprakla Gelen 27 Şubat 2019

Toprakla Gelen olarak Van merkezli 4 günlük seyahatimizin Karlar Diyarı Van ve Açık Hava Müzesi Ahlat başlığı ile sizlerle paylaşmıştık. Yazımızın bu son bölümünde önce Bitlis, ardından Adilcevaz, Erciş ve nihayetinde başlangıç ve sonuç noktamız Van izlenimlerini paylaşacağız sizlerle.

Çok bilinen bir türküdür bilirsiniz. Rus işgali sırasında Bitlis, harabeye döner. Düşmanın çekilmesinden sonra savaş esnasında kaçan bir baba ve oğul, Bitlis’e dönmek üzere yoka çıkarak şehre hakim konumda Dideban Dağı eteğine varırlar. Baba, canlı kalıp kalmadığını öğrenmek için oğlunu şehre gönderir. Bir süre sonra geri dönen oğlu, “Şehirde hiç canlı yok. Sadece 5 minare ayakta kalmış” der. Babanın yaktığı ağıt insanın içine işleyen Bitlis’te 5 Minare türküsünün de sözlerini oluşturur.

Bizde Ahlat’tan Van’a dönmeden önce Bitlis merkezi görmenin cazibesiyle yola koyuluyoruz. Kahvaltımızı İpek Yolu üzerinde bulunan ve tarihi 1500’lü yıllara kadar uzanan Paşahan’da yapacağız.

1996’da vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen bu görkemli ve tarihi binaya ulaşmak için güneşin kendini kısmen gösterdiği Ahlat’tan yola koyuluyoruz. Tatvan- Bitlis yol ayrımında giderek şiddetini artıran kar yağışı karşılıyor bizleri. Şiddetli kar yağışı ile önümüzü güçlükle görerek ilerliyoruz. Camekanlı otobüs durakları dikkatimizi çekiyor. Yoğun kar ve soğuğa karşı yerel yönetimin güzel bir çözümü. Belediye otobüsleri ve merkeze giden dolmuşlar arasında gideceğimiz yeri buluyoruz.

Çalışanlar sobayı yeni yakmış. O günün ilk müşterileriyiz. İkram edilen sıcak çayı bir yudumda içiyoruz. Ardından kahvaltı faslı geliyor. Saatler 11.00’ı gösterirken ayrılıyoruz.  Bitlis Kalesi ve meydana doğru yol alıyoruz. Kale karşımızda. Ancak, yol tek şeritli. Dönüşü bulamıyoruz. Arkamızda şehiriçi dolmuşların kornası ile mecburen Bitlis Çarşı’ya doğru ilerliyoruz. 

DÜNYA GERÇEKTEN KÜÇÜKMÜŞ

Ulu Cami Önü’nde fotoğraf çekimi için kısa bir mola veriyoruz. Taksi durağında müşteri bekleyen şoförlerden yardım istediğimizde imdadımıza Ferhan yetişiyor. Fotoğrafı çektikten sonra sohbet koyulaşıyor. İzmir Çeşme’de yazlık villa inşa eden Ferhan 600 bin liralık alacağının ödenmediğinden dert yanarken Bitlis’e geri dönmek zorunda kaldığını ve taksicilik yaptığını anlatıyor. Ferhan’ın rehberliğinde çarşıdaki turumuz hızlanıyor. Bir zamanlar İzmir’den de önemli oranda ihraç edilen meşhur Besni üzümü ve Bitlis cevizi bulmanın sevinciyle turumuza devam ediyoruz. Pekmez almaktan ise uçağa sıvı kabul edilmemesi nedeniyle vazgeçiyoruz. Bu arada kimi dükkanlarda değişik marka sigaralar gözümüze ilişiyor.

Bu Van’da bir sektör olduğuna tanık olacağımız ‘sigara’nın el altından neredeyse yarı fiyatına bulunabildiği mekanlar satışı paket halinde yapıyor. Karton satış hem satan hem de alan için sıkıntı..Neyseki ekibimizde sigara tiryakisi yok. (!) 

BEŞİNCİ MİNAREYİ ARAMAYA DEVAM

Minareleri sorduğumuz Ferhan, bulunduğumuz yerden eliyle işaret ederek yanıtlıyor; “Şerefiye, Ulu Cami, Meydan Camisi, Gökmeydan. Ancak 5. minare yok.” “Ama türkü öyle demiyor” dediğimde yanıtı yapıştırıyor, “Herkes onu arıyor ama daha bulan olmadı.” Selam ve dostlukla ayrılıyoruz. İstikametimiz Muradiye Şelalesi olacak. Ancak, Erciş’te öğle arası bir yemek molası neden olmasın? Bitlis’i ardımızda bırakarak yola koyuluyoruz. Geldiğimiz yoldan gerisin geri dönerek. Tatvan’dan sonrası hava açık. Güneş açmış. Ortalık pırıl pırıl. Adilcevaz yolundayız. Yaz aylarında su sporlarının merkezi konumundaki Sukay Kafe’de kahve molası veriyoruz.

Kış şartlarında günde 3- 4 kez kesilen elektriğe karşı jenaratör devrede.. Van Gölü kıyısındaki tesisin manzarası muhteşem. Ancak, saat hızla ilerliyor. Erciş ve Muradiye bizi bekler. Bir önceki gün olduğu gibi hızlandırılmış tur diyerek yola düşüyoruz.

ERÇİŞ MERKEZE TOKİ DOKUNUŞU

Yaklaşık 70 km yolumuz var. Saat 13.00. Saat 14.00’da Erciş merkezdeyiz. TOKİ’nin kentsel dönüşüm kapsamında inşa ettiği işyerleri bir yanda, eski meydan bir yanda. Meydan hareketli. Gelen giden araçlar, dolmuşlar, taksiler, alışverişten dönenler. Sora sora Bağdat bulunur misalı, Yeşil Erciş Alabalık Tesisleri’nin yerini öğreniyoruz. Van Gölü’ne özgü inci kefali tatma hayalimizi ertelemek zorundayız. Avlanma yasağı var. İnci kefalini tatmak istiyorsak Mayıs ayında geleneksel festivali işaret ediyorlar. Mayıs’a ve dolayısıyla festivale çok var. (!) Mekanın özel tereyağlı alabalığını deniyoruz. 

MURADİYE ŞELALESİNDE İN CİN TOP ATIYOR

Erciç sonrası istikamet Muradiye Şelalesi. Van Erciş yolu üzerinde, Ağrı istikametine doğru devam ediyoruz. Nerede, yol ayrımını kaçırdık mı derken Muradiye tabelasını görüyoruz. Hava hafiften kararmak üzere. Şelalenin bulunduğu mekana geliyoruz. Kimseler yok.

Çelik halatlar ve üzerindeki kar yarısına kadar temizlenmiş köprü karşılıyor bizleri. Şelale nerede ki derken bu havada donmuştur denen Muradiye Şelalesi’nin sesini duyunca çocuklar gibi seviniyoruz. Ancak kararmak üzere olan hava, buzda kayıp düşme endişesi derken, seyir terasının bulunduğu alana geçmiyor, köprünün ortasında manzarayı seyrediyoruz.

DÖNÜŞ YOLUNDAYIZ

Muradiye Şelalesi’nin bulunduğu alanda açık bir tesis yok. Geldiğimiz yoldan hızla geri dönüyoruz. Geceyi Van Şişli Öğretmenevi’nde geçiriyoruz. Ertesi sabah programımız Rus Pazarı’nı gezecek, ardından İzmir’e döneceğiz. Gece boyunca yağan kar, Van’ beyazlara bürümüş. Öğleden sonra dönüş uçağına yetişmenin telaşıyla hızlı bir kahvaltının ardından Rus Pazarı’na doğru yola çıkıyoruz.

Bu arada meşhur Van Çöreği’nin yapıldığı Küçük Yıldız Pide Fırını ararken yolumuza esnafın yaptığı kardan adam ve kardan teyze çıkıyor. Yıldız Pide Fırını’ nda Hasan Duman ile söyleşiyoruz. Rus Pazarı az ileride. Malum gün cumartesi ve esnaf hafta sonu civar ilçelerden gelenlerle birlikte iş yapma telaşında…Çarşıda İran işi çantalar revaçta. Bunun yanı sıra benzerini hemen heryerde bulabileceğiniz türden herdiyelikler dikkat çekiyor. Gümüş işlemecileri dikkat çekiyor. Esnafın sıcakkanlı yaklaşımı ile samimi sohbeti, vakti unutturuyor. Çarşının çıkışında ise sigara tiryakilerine hitap eden değişik türdeki sigara örnekleri dikkat çekiyor. Piyasanın neredeyse yarı fiyatına satılan sigaraların sandığımızdan çok alıcısı olduğunu gözlüyoruz. 

TOPRAKLA GELEN’in kısa Van turundan notlar böyle. Yolumuzun düştüğü başka kent ve coğrafyadan notlarla buluşmak üzere

 


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları