BİR SEÇİMİN ARDINDAN

Toprakla Gelen 01 Nisan 2019

ÖZGÜR KURŞUN

Bu satırları siz okurken Türkiye’de bir seçim daha bitmiş olacak. Her seçimde olduğu gibi bu seçimin de ardından birçok konu tartışılacak. Seçim konuşmaları yapılacak sonuçları ne etkiledi diye. Bir tarım dergisinin penceresinden baktığımdan mı bilinmez, bence bu seçim döneminin en çok konuşulanı pazar fiyatlarıydı. Ucuz sebze meyve ve bakliyat yemek için açılan tanzim satışlar seçime damgasını vurdu. Fakat bu seçimde farklı olan bir şey vardı. Bir yandan domates, patlıcan bir yandan nohut, pirinç fiyatları tartışılıyorken ziraat odalarından neredeyse hiç ses gelmedi. Hâlbuki benim gençliğimde yapılan bütün seçimler de ziraat odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği, seçimin sonucunu etkilemede en ön sırada yer alırdı. Bunun birinci elden tanığıyım.

Dedem Reşit Kurşun İzmir Ziraat Odası’nın 40 yıl başkanlığını yaptı. Doğumu Cumhuriyetle bir olan dedem doğuştan rençberdi. Hem hayvancılık hem tarım yapıyordu. Bu konularda da bilgiliydi. Adana’dan göçüp geldikleri İzmir’e ilk biçerdöveri getirmekle övünürdü. Tabii ki bu bilgi ve ilgi onun İzmir’de kısa sürede tarımın öncüleri arasında yer almasını ve İzmir Ziraat Odası ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği yönetiminde uzun yıllar görevde kalmasını sağladı. O kadar tarımla iç içeydi ki vefat ettiğinde gazeteler “Çiftçinin babası öldü” diye başlık attı. Fakat benim yazı konum ne dedemi övmek ne de başka birini yermek. Sadece eski yılları şöyle bir yâd etmek. Zaten geriye doğru baktığımızda niye o yılları andığımız niye tarımda bugünlere geldiğimiz çok net anlaşılacaktır.

ÇİFTÇİNİN DERTLERİ DİNLENİRDİ

O yıllarda çiftçinin yine sorunları yine büyük dertleri vardı. Fakat ziraat odalarının her gün basında haberleri yer alır, her gün bir başka siyasetçi bir odayı ziyaret ederdi. Bir gün merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Alaşehir Ziraat Odası’nı ziyaret eder, ertesi gün merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal İzmir Ziraat Odası’na gelirdi. Mümkün olduğunca siyasetçiler çiftçinin dertlerini dinlerlerdi.

İşte böyle yıllarda, 12 Eylül’ün gölgesinin silikleştiği yıllarda yapıldı, Türkiye’nin en büyük çiftçi mitingi. 1989 yılıydı. Çiftçi, Turgut Özal’ın oda başkanlarına üç aydır randevu vermemesinden dolayı ayaklanmış, Manisa’da bir araya gelmişti. Öyle böyle değildi bu toplantı. Denizli’den Ayvalık’a ülkenin birçok yerinden çiftçiler traktörleriyle, biçerdöverleriyle Manisa’ya gelmişti. Manisa Sultan Cami Meydanı’nda yaklaşık 15 bin çiftçi toplanmıştı. Bu mitingin şahitlerinden biri de bendim. Lise yıllarımın ilk siyasi faaliyeti olan bu yürüyüş, tarıma olan ilgimin de artmasına yol açtı. Meydanda coşku hakimdi. Görsel ve yazılı medya hatta uluslararası ajanslar bile takipteydi. O zamandan elimde kalan TZOB’un dergisi “Çiftçi ve Köy Dünyasından” sayfaları silik hatıralarımı tazeliyor adeta.

Çiftçiler atılan sloganları Özal hükümetine duyuracaklarını düşünüyorlardı. Sloganlardan bazıları şöyleydi: “Çevreyi kirletenlere hayır”, “Tarıma köstek değil destek istiyoruz”, “Her şeyi dışardan ithal ettiniz bizi tarladan ihraç ettiniz”. Kürsüde de sırayla oda başkanları söz aldı. Manisa Ziraat Odası Başkanı Nuri Sorman “Bu yıl kuraklıkla birlikte çiftçi artık hayvanını değil kendini besleme derdine düşmüştür” derken, Menemen Ziraat Odası Başkanı Bahattin Çankaya “Bu yürüyüş bu hükümete bir ihtardır” diye konuştu. Nazilli Ziraat Odası Başkanı Ahmet Çavdar ise kürsüden “Çiftçi zeytin ağaçlarını keserek yakacak olarak kullanmakta, bu zeytinler kaderine terkedilmemeli” diyerek zeytin üreticilerinin dertlerini haykırdı.

YÜRÜYÜŞ ALINTERİNİN KARŞILIĞI İÇİN

Türkiye Ziraat Odaları Başkanı Osman Özbek ise “Çiftçilerin yürüyüşü politik değil, alın terinin karşılığı içindir” diye başladığı konuşmasına “Artık hükümetin çiftçi ile diyalog halinde olmasını, çiftçilerin isteklerine de itibar edilmesini istiyoruz. Türk çiftçisinin tek mesleki kuruluşu olan ziraat odalarının desteklenmesini, mali yönden güçlendirilmesini istiyoruz” diyerek bu toplantının manifestosunu gözler önüne seriyordu.

TZOB Başkan Vekili ve İzmir Ziraat Odası Başkanı Reşit Kurşun ise hükümeti uyarıyordu; “ Her türlü engele karşı buradayız. Burada 15 bine yakın çiftçi engellere rağmen toplanıyorsa bizden korksunlar. Hakkımızı alana kadar konuşacağız. Türkiye’yi il il gezerek sesimizi duyuracağız.”

Yıllar sonra bulduğum el yazısıyla yazdığı konuşmasının küçük notlarında da olduğu gibi devam ediyordu dedem Reşit Kurşun, “Eğer Avrupa Topluluğu’na gireceksek destekleme fiyatı ile alım fiyatı arasındaki farkı devlet ödemelidir. Türk tarımını ve çiftçisini ayakta tutmak zorundayız. Şunu başarmaya mecburuz; pazarı kooperatifler aracılığıyla kendimiz yaratmalıyız. Tarımsal sanayiyi kooperatiflere kurdurarak bu konuyu ön plana çıkarmalıyız. Çiftçinin milli gelirden aldığı pay artmazsa fakirleşiriz. Enflasyon ancak üretimin artmasıyla düşer” diyerek konuşmasına son verdi.

Benim için romantik bir anı olarak hafızamda yer alan bu çiftçi yürüyüşünün üzerinden geçen 30 yılda tarımın kaderi ne yazık ki değişmemiş. Fakat o dönemde yapılan tespitler ve öneriler şimdi bile uygulanmaya başlasa geleceğimizin farklı olacağı kesin. Çiftçi üretimden aldığı gücünü hatırlasa, politikacılar da eskisi gibi onlara sormadan adım atmak istemez.

1989 yılında yapılan bu mitingden bugün her tarafı yazlık dolu olan Foça’nın Ziraat Odası başkanının sözleri de kalmıştı aklımda. Zayıflamış hafızam yine TZOB ‘nin o yıllarda bastığı dergiyle yerine geliyor. Başkan Ajlan Dirim Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüne atıfta bulunarak şöyle demiş; “Bizler efendi kesimiz ama devletin tarım politikasından şikâyetçiyiz. Hayvancılığımız can çekişirken et ithal etmek nedir? Üreticiye ithalat sopası gösterilerek ürünü ucuza kapatılmakta. Eğer biz ithal tarım ürünleri ile rekabet edemiyorsak nedeni devletin çiftçimizi yeterince sübvansiye edemediğindendir. Tarımı gelişmiş ülkelerde çiftçiler en gelişmiş unsurlardır”.


Benim için hayal meyal bir anı olan 30 sene önceki bu yürüyüşten aklımda yer eden düşünce ülke olarak üretimden aldığımız gücü kullanamıyorsak bir gün tüketileceğimiz gerçeğidir. Ziraat odalarının tekrar güçlenmesi dileğiyle, güçlü bir ülke olmak için üretimde kalın, üreterek kalın.


1
Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
1 Comment authors
İbrahim Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
İbrahim
Ziyaretçi
İbrahim

Mekanı cennet olsun

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları