BİR KAMERAMANIN ARILARLA İMTİHANI- III

Toprakla Gelen 17 Şubat 2019

ÖZGÜR KURŞUN

TOPRAK GELEN dostları Özgür Kurşun’un, Bir Kameramanın Arılarla İmtihanı I ve Bir Kameramanın Arılarla İmtihanı II başlıklı yazılarını hatırlayacaktır. Kurşun, bu kez arıcılığa ilk adım attığı Bayraklı Halk Eğitim Merkezi’nde devam eden arıcılık kursu izlenimlerini yazdı….

Ömür Uygur hocamla konuşurken, arıcılık kursu haberi de benim için diğer haberler gibi olacak sanıyordum. Gidecek, görecek ve haberini yapacaktım. Ama Bayraklı Halk Eğitim Merkezi’ne doğru yürürken 4 yıl öncesinde olduğu gibi heyecanlı olduğumu fark ettim. Bu sefer kursiyer değildim ama yeni yeni arıcılarla karşılaşacağım için heyecanlıydım. Hocam önceden sınıfa haber vermişti. İçeri girdiğimde sınıfındakilerin benimle aynı heyecanı paylaştıklarını gördüm. Öncelikle sınıftaki yeni kursiyerlerle tanıştım. Sonra da kendi mücadelemi anlattım onlara. Ardından onları dinledim.

Son yıllarda neredeyse ülkenin dört bir yanında her gün bir arıcılık kursu açılıyor. Bazen bir belediye bazen üniversiteler bazen de Halk Eğitim Merkezleri düzenliyor bu kursları. Ömür Uygur Hoca, İzmir Tarım ve Orman  İl Müdürlüğü’nde mühendis. Doktorasını arıcılık üzerine yapmış. 18 yıldır bu işin içinde. 8 yıldır da arıcılıkla ilgili Halk Eğitim Merkezleri’ nde eğitim vermekte. Arıcılığın daha da gelişmesi, dededen babadan kalma alışkanlıklarla değil teknik olarak arıcılık yapılması için isteyenlere eğitim veriyor.

ÖMÜR UYGUR

KOVANLARIMIZ GÜÇLENSİN Kİ VERİM ARTSIN”

Bu kurslar niye önemli diye soruyoruz Ömür Uygur’ a. Başlıyor anlatmaya: “Dünyada Çin’den sonra gerek koloni varlığı gerekse bal üretimi bakımından ikinci sıradayız. Kovan başına verimimiz ise maalesef dünya ortalamasının aşağısında. Yılda kovan başına 13, 14 kg kadar bal üretebilmekteyiz. Bunun da en büyük nedeni bilgi yetersizliği. Ülkemizde hala dededen babadan kalma yöntemlerle arıcılık yapılıyor. Arıcımız oğulla arı çoğaltmaya çalışıyor. Bu da verimi düşürüyor tabikî. Biz de Tarım İl Müdürlüğü olarak sürekli ilçelerde köylerde eğitim veriyoruz. Halk eğitimlerde eğitimler devam ediyor. Böylece kovan başı verimin artırılmasına çalışıyoruz. Arıcılarımıza eğitimlerde kaliteli ana arıyla çalışmalarını öneriyoruz. 2 yılda bir ana arıyı değiştirmemiz lazım. Ana arının çiftleşmiş olduğu erkek arının spermlerini kullanmasının ekonomik ömrü 2 yıl. 2 yıldan sonra dölsüz yumurta atarak kovandaki verimi düşürmekte ana arı. O yüzden arıcılarımıza genelde genç ana arıyla çalışmaları, kovan başına verimi arttırmaları gerektiğini söylüyoruz. Mevsimsel bakımlar çok önemli. Erken ilkbahar; geç sonbahar ve yazın yapılacak işleri anlatıyoruz ki kovanlarımız güçlensin ve daha fazla verim alalım. Böylece dünya ortalamasını yakalayalım.”

MODERN ARICILIĞIN ÜLKEMİZDE BAŞLANGICI

Dünyada 1850’ lerde başlayan modern arıcılık ülkemizde Cumhuriyetle birlikte gelişiyor. Atatürk tarafından 1930 yılında düzenlenen Ziraat Kongresi konu başlıklarından biri de arıcılık. Fakat üzerinden geçen 90 seneye rağmen istenilen düzeyde bir bal verimimiz yok. Hâlbuki dünya ortalaması 10 km2 ye bir kovan iken bizde 1 km2 ye bir kovan. Bunun değişmesi için çabalayan Ömür Uygur Hocayla sohbetimize ara verip sınıftaki kursiyerlere soruyoruz nasıl başladığını arılarla maceralarının.

YALÇIN GÜRBÜZ

ÇOCUĞUM İÇİN ARICI OLDUM”

Yalçın GÜRBÜZ yanıtlıyor önce: “Bizim bu macera bir kooperatifle başladı. Biz bir tarımsal kalkınma kooperatifine ortak olduk. Belen Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne. Oradaki kooperatifi kalkındırmak için herkesin üretici olması gerekiyordu ama şehirden gittiğimiz için bu mümkün olmuyordu. Biz de arıcılığı bulup bunu yaparak kooperatifi kalkındırmak konusunda bir proje gerçekleştirdik. O proje kapsamında da 40 kişilik bir grup olduk. Böyle bir başlangıç oldu fakat grup yürümedi. Ama arıcılığa bulaşmıştık bir kere. Ben eğitime çok düşkünüm. Önce Biz Ege Tarımsal’da şimdi de burada eğitim alıyoruz. Sertifikamızı alıp tarım ilçe müdürlüğünden yerimizi de onaylatıp, bu işi tam olarak yapmak istiyoruz.”

MEHMET FARUK HATİPER

Kursiyerlerden Mehmet Faruk HATİPER esnaf, kızına sağlıklı bal yedirmek için arıcılığa başlamış: “ Geçen yıl çok ihtiyacım olduğu halde temiz bal bulamadım. Ben de bir kovan arı aldım. Dükkânımın üstüne koydum. Yasak olduğunu bilmiyordum. Sonradan öğrendim fakat 3 ay içinde o bir kovanı 10 kovana çıkardım. Güzel bir başlangıçtı benim için. Sonra 4 kovanım eşekarıları tarafından telef edildi. Bunu araştırırken Halk Eğitim Merkezleri’nde bu konuyla ilgili kurs verildiğini öğrendim. Kısmet olursa iyi bir arıcı olmak istiyorum.”

DAMIZLIK YETİŞTİREN DE VAR

Herkes işini iyi yapmak istiyor doğal olarak ama arıcılık zor bir uğraş. Herkesin harcı değil. Ömür Uygur Hoca’ya kursu bitirince arıcılık yapanların oranı ne diye soruyoruz. Şöyle yanıtlıyor: “Kursa herkes arıcılık yapmak için geliyor. Ama hiç arı ile karşılaşmamış kursiyerimiz de oluyor. Kursa başlayıp sonradan arı alerjisi çıkanlarda olabiliyor. Fakat kursu bitirenlerin üçte veya dörtte biri arıcılık yapıyor. Üç beş kovan alarak bu işe başlıyorlar. Sonra büyütüyorlar. Hatta onların bazıları bu kursun devamı sayılan arı sütü ve ana arı üretimi kursuna katılabiliyorlar. Kendi ana arılarını yetiştirebilecekleri eğitimi alıyorlar. Böyle damızlık vasfı olanlarda kendisi kolonilerini üretip ana arılarla değiştirip daha fazla verim almaya çalışacaklar. Hem para cebinde kalacak hem de ana arısını kendi üretmiş olacak.”

PINAR HAN

Kursiyerler arasında kadınlarda var. Pınar HAN onlardan biri: “Ben tarım eksperi olarak çalışıyorum Tarsim de. Arıcılıkta da hasar olduğu zaman gidip tespit yapmamız gerekiyordu. Bu sertifikayı alıp hasar tespit edebilme amacıyla bu kursa kayıt oldum. Ama ders ilerledikçe arıcılık yapsak mı diye hevesleniyoruz. Tabi bunda hocamızın da etkisi var. Çok güzel anlatıyor.”

 

ABDÜLKADİR HÜSO

SURİYELİ ARICININ TÜRKİYE HAYALİ

Çeşit çeşit meslek ve yaş gruplarından insanlar var kursiyerler arasında. Suriye’de savaştan kaçıp gelen Türkmen Abdülkadir HÜSO onlardan biri. Yıllarca ülkesinde arıcılık yapmış. Şimdi sertifika almak için başvurmuş Bayraklı Halk Eğitime: 18 yıl arıcılık yapmıştım Suriye’de. Şu anda buradan sertifika alıp aklımda olan bir projeyi hayata geçirmek istiyorum. Arıcılıktan başlayıp arıcılık araç ve gereçlerini geliştirme ve mobil arıcılığı Türkiye genelinde yaygınlaştırmak hedefim.”

BALDA ÇAĞI YAKALAMAK

İnsanoğlunun arılarla ve arı ürünleriyle tanışmasının hikâyesi çok uzun yıllar öncesine dayanır. Ağaç veya kaya oyuklarına sığınan arı topluluklarının peteklerin ine bal yaptıklarını görüp bunu tadan insanların arıyla mücadelesi o tadılan ilk balla başlamıştır. Yılarca insanlar bu hayvanları yakınlarına getirip besleme ve üretme imkânı aramıştır. Buldukları arıları kendi yaptıkları ağaç gövdelerine veya örme sepetlere naklederek yetiştirmişlerdir. Dünya arıcıları bu yöntemleri 19. yüzyılda bırakmaya başlamışken Türkiye arıcısı bir yüzyıl kadar geride. Ömür Uygur Hoca gibi arıcılığa gönül vermiş insanlar sayesinde artık bu tablo değişiyor. Çocuklarımızı sağlıklı besleyemezsek gelecekleri olmaz. Bunun yolu tüketicinin de üreticinin de bilinçli olmasından geçiyor. Bu da her konuda olduğu gibi eğitimle mümkün.

Sohbet güzel. Ama kursiyerlerin eğitimlerini yeterince böldük. Onlardan ayrılırken, hayal kurmalarını ve üretimde kalmalarını öğütlüyorum. Umarım hepsi arıcılığa devam ederler ve gün gelir bu bilinçli arıcılar ülkemizin arıcılık ve bal istatistiklerini baştan aşağı değiştirirler.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları