BİR GELİNİN SILA ÖZLEMİNİN YEŞERTTİĞİ FİDANLAR: EGE’NİN FINDIK AĞAÇLARI

Özgür Kurşun 16 Eylül 2018

ÖZGÜR KURŞUN

Yine yollardayız. Yolculuklar bizim için rutin bir şeydir. Kameraman aslında gezgindir. Fakat gördüklerini paylaşmak ister. Kendine saklamaz. O yüzden kamerası her an kayıta hazırdır. Bu sefer yolumuz Balıkesir’in diğer ilçeleri içinde pek de meşhur olmayan Kepsut’a düşüyor.

Kepsut, Balıkesir’e 25 kilometre uzakta. Biz gelmeden önceki gece Kepsut’ u dolu vurmuş. İlçedeki seralar ve tarım alanlarındaki ürünlerde büyük hasar var. Çok üzülsek de ilçe merkezindeki bu duruma, bir başka şeyin izini arıyoruz Kepsut’ ta; fındığın… Yanlış okumadınız, fındık arıyoruz Balıkesir’in bu ilçesinde. Fındığı bulmak için de 35 kilometre daha yol gidip Kızıloluk köyüne ulaşmak gerekiyor. Kızıloluk köyü bu coğrafyanın nadir yerlerinden. İçine girince o Karadeniz’i andıran koyu yeşil sizi sarıyor adeta. Köy, çevre köylerden farklı bir mikro klimayla ödüllendirilmiş. Köylüler bunu “Bizim suyumuz var, üstelik nem de fazla” diye adlandırıyorlar. Gözlerindeki ışıltından da bu bereket anlaşılıyor. Kızıloluk’ta hem nem var hem güneş.

KARADENİZLİ GELİNİN ARMAĞANI

Muhtarın eşi Şükran Bozbek tok olarak geldiğimizi öğrenince “ Hiç yörük köyüne tok gelinir mi?” diye gönül koyuyor bize. Ama yine de mavi gözlerinden gülüşü eksilmiyor. Köyün sakinlerinden Kamil Ceylan bizi bahçesinde ağırlıyor. Ona soruyoruz:

Ege’de nasıl fındık olur?” diye.

Üç kuşak önce köyümüze Karadeniz’den bir gelin gelmiş, o da yanında getirmiş fidanları” diye anlatmaya başlıyor.

Dedem de, babam da fındık ekerdi. Aslında bu dağlarda yabani olarak fındık var. Bu fındık bizi bir tadımlık doyururdu. Dedemlerin yaşadığı zamanda Karadeniz’den bir gelin geliyor buraya. Yanında da iki fidan fındık getiriyor. Ekiyor bu topraklara hatıra olsun diye. O iki fidan tutuyor ve bugünkü 15 bin ağacı oluşturuyor.”

Aslında bu sene verim az, geçen sene çoktu” diyor Kızıloluklular. Karadenizli üretici henüz fındığının fiyatını bilmiyor. “Sizin fındığınız ne kadar?” diye soruyoruz Kamil Ceylan’a: “20 liraya satıyoruz. Çünkü Kızıloluk’ ta hem nem var hem de güneş. Böylece bizim fındığımız daha yağlı oluyor. Çok ayrı bir lezzet veriyor damağa. O yüzden bizim müşterimiz fiyatı belirliyor. Bir ayda sattım ben tüm fındığımı. Soranlara artık yok diyorum.”

Kızıloluk 35 haneden oluşan 70 nüfuslu bir köy. Köydeki genç nüfus okumuş ve şehre göçmüş. Bu yüzden fındık hasadı zamanı, kadınlar erkeklerle birlikte işin içinde. Rabia Bozbek’ e soruyoruz fındığı : “Her şeyini biz yapıyoruz. Dikiyoruz. Çapalıyoruz. Topluyoruz. Suyumuz bol, ürünümüz de bol. Fındığımız fasulyemiz bol. Her şeyimizde bol ama işimiz de bitmiyor kışa kadar. Çalışacak işçi bulamıyoruz. Bu yüzden çevre köylerden yardım alıyoruz. Onlarla birlikte hasadı yapıyoruz. Burası zengin köy, zaten herkese iş düşer.”

AZ AMA ÖZ FINDIK

Köyde ki diğer üreticilerin kazancını gören Muhsin Bozbek işe yeni başlamış. Şöyle anlatıyor: “10 dönümde 500 ocak olarak başladım. Şu anda köyde kilosu 20 liradan aşağı fındık satılmıyor. Kısmetse üç dört seneye kadar büyük üreticilerden biri olacağım.”

Kızıloluklular’ı izlerken Karadeniz’in fındıkçılarını düşünüyoruz. Çok fındık ürettikleri için devletin fiyatlandırma politikasına nasıl da bağlı olduklarına üzülüyoruz. Dünyanın bir numaralı fındık üreticisi Türkiye’de perakende olarak ürününü satamayan üreticinin durumunu belki de en iyi Şükran Bozbek özetliyor; “Biz çok ürün aldığımızda fiyatı devlet belirliyor. Adapazarı’ndaki fabrikaya o fiyatla satıyoruz. Fakat perakende verince Karadeniz’den İngiltere’ye kadar en az 20 liraya satabiliyoruz”.

Kızıloluk aslında istisna bir köy. Üretim az ama kalitede Karadeniz’i yakalamışlar. Üstelik kapitalizmin çarklarından kurtulup birebir tüketiciye ulaşıp karlarına kar katmışlar.

Bir gelininin sıla özlemiyle yola çıkan 2 fidan, çalışınca, üretince kocaman bir ekonomiye dönüşmüş. Ülkemizin her yerinde gözümüzden kaçan küçücük kırsal alanlar aslında bizi yöresel zenginleşme ve kırsal kalkınma hikâyelerine götürüyor. Balıkesir’in Kepsut ilçesinin en uzak dağ köyü Kızıloluk’ tan ayrılırken kameramızın kaydını sonlandırıyoruz. Son karemizin geleceğe dair umut taşıdığını düşünerek bu güzel coğrafyadan ayrılıyoruz.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Yorumunu Takip Et  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz