ARILARDAN DOĞAL ANTİBİYOTİK: PROPOLİS

Toprakla Gelen 07 Mart 2019

Dr. Ş. Ömür UYGUR

İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü

Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürlüğü

Propolis, işçi arılar tarafından bitkilerin filiz ve tomurcuklarından toplanan; bitki reçineleri, bitki salgıları ve arıların salgıladıkları enzimlerle biyokimyasal değişikliğe uğratılan bir maddedir. Bitkiler bu reçineli bileşiği yaprak, çiçek, meyve ve tomurcuklarını soğuktan ve mikroorganizma saldırılarından korumak için üretirler. Propolis ilk kez Yunanlılar tarafından keşfedilerek doğal bir antibiyotik olarak kullanılmış ve propolis kelimesi, pro (ilk ya da savunma) polis (şehir)’den türetilmiştir. Kovanı arıların yaşadığı bir şehir olarak kabul edecek olursak; propolis şehrin güvenliğinden sorumlu bir madde olarak düşünülebilir.

PROPOLİSİN ARILAR TARAFINDAN KULLANIMI

Propolis kovanda; giriş deliğinin daraltılması, çerçevelerin sabitlenmesi, kovanın yarık ve çatlaklarının kapatılmasında, kovanın iç yüzeyini ve petek gözlerinin dezenfeksiyonunda, kovan içinde taşıyamayacakları büyüklükte ölen canlıların çürüme, kokuşma ve çeşitli mikropların (virüsler, bakteriler ve funguslar) üremesini engellemek amacıyla kullanılmaktadır. Başlıca propolis kaynağı bitkiler; kavak, akçaağaç, fındık, meşe, kızılağaç, karaağaç, erik, söğüt, çam türleri, okaliptüs, kestane, huş, ıhlamur, akasya, köknar ve at kestanesi’dir.

PROPOLİSİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ 

Propolisin toplandığı yöreye ve kaynağına bağlı olarak sarı yeşilden koyu kahverengiye kadar rengi değişmektedir. Propolis 15°C’nin altında sert ve kırılgan, 25-45°C’de yumuşak ve yapışkan, 60-70°C’de ise sıvı bir durum almaktadır. Propolis suda çok az erir, %95’lik alkolde büyük ölçüde erir. Eter, kloroform, aseton ve diğer organik çözücülerde kısmen erir. Tıbbi amaçlı kullanımlarda genellikle %70’lik etil alkolde erimiş çözeltisi kullanılır. Aroması reçinemsi, kokusu ise aromatiktir. Propolisin içeriği toplandığı kaynağına ve mevsime göre değişmektedir. İçinde 300’den fazla değişik madde vardır. Şu ana kadar, büyük oranda polifenoller olmak üzere, 180’den fazla bileşik propolisin bileşeni olarak tanımlanmıştır. Ham propolisin bileşimi kaynağına göre değişmekle birlikte, genellikle %45-50 reçine ve balsam, %30 mum, %10 esansiyel ve aromatik yağlar, %5 polen ve %5 diğer organik maddelerden oluşmaktadır.

PROPOLİSİN ARILAR TARAFINDAN TOPLANMASI 

Propolis toplama aşamasında arı ilk önce üst çene (mandibul) yardımıyla bir parça kazıyarak koparır ve ağzında nemlendirip yumuşattıktan sonra içerisine bazı enzimler ilave eder. Daha sonra çekerek ince bir iplik haline getirdikten sonra, ön bacaklarından, arka bacaklarına buradan da polen sepetine aktarır. Sepetler doluncaya kadar bu işe devam edilir. Bir işçi arı her seferde ortalama 10 mg propolis taşıyabilir. Propolis yüklü bir işçi arı, kovana döndüğünde bu yükünü kendisi boşaltamaz. Kovan içi işleri yapan bakıcı arılar yardımıyla propolis yükü boşaltılır. Propolis yapışkan özelliğinden dolayı etrafa kolayca bulaşabilir, bu nedenle boşaltma işi oldukça önemli ve güçtür. Propolis toplamak arılar için en yorucu ve yıpratıcı bir iştir. Bir propolis seferi süre olarak yaklaşık 30 dakika kadardır. Oysa ki bir su yükü için geçen süre 1-2 dakikadır. Arı ırkları içerisinde Karniyol ve İtalyan arıları kovana çok az propolis taşırken, Kafkas arısı çok aşırı propolis taşımaktadır. Bu farklılık ırkların geçen süreç içerisinde bulundukları coğrafîk koşulların kendilerine kazandırdığı bir davranış şeklidir.

TIBBİ AÇIDAN PROPOLİSİN ÖNEMİ 

Propolis insanların dikkatini tıbbı açıdan binlerce yıl önce çekmiş ve bu doğal ürün eski çağlarda Avrupa ve Kuzey Afrika’da, Mısır, Yunan ve Romalılarca yaygın olarak kullanılmıştır. Nitekim ünlü Yunan filozofu Aristo arıların çalışmasını saydam kovan kullanarak incelemek istemiş, ancak kovanın koyu renkte mumsu maddeler ile kaplanarak saydamlığını yitirdiğini bildirmiştir. Bu maddenin propolis olduğu tahmin edilmektedir.

Geleneksel hekimlikte yaygın olarak kullanılan ve Hipokrat, Heredot, Aristo ve diğer antik dönem bilginleri tarafından övgü ile söz edilen propolis, çok eski çağlardan bu yana insanlar tarafından ya çeşitli hastalıkların tedavisinde ya da etkilerinin azaltılmasında kullanılmıştır. İnkalar ateş düşürücü, Mısırlılar ölülerini mumyalarken, Yunan ve Romalı doktorlar antiseptik ve yara iyileştirici olarak propolisi kullanmışlardır. Propolis 17. yy. da Londra’da resmi ilaç olarak listelenmiş ve bu yıllarda anti-bakteriyel aktivitelerinden dolayı Avrupa’da önem kazanmıştır.

ARI ÜRÜNLERİ İLE TEDAVİ

Dünya’nın pek çok ülkesinde arı ürünleri ile tedavi (apiterapi) uygulamaları yapılmakta ve önemli tıbbi destek olarak saygın bilim otoritelerince kabul görmektedir. Ülkemizde ise son zamanlarda gündeme gelen apiterapi ve arı ürünleri tüketiciler tarafından takip edilmekte ve yeni bir pazar oluşmaktadır. Arı ürünlerinde en yoğun çalışmalar propolisin üzerinde yürütülmektedir. “Doğal antibiyotik” olarak tanımlanan propolisin 21 bakteri, 9 mantar, 3 protozoa ve çok sayıda virüs türü üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur. Propolisin tıbbi etki açısından antibakteriyel, antiviral, antiseptik, antifungal ve antibiyotik özellik taşıması yapılan bilimsel çalışmalarla belirlenmiştir. Propolisin bu anestezik ve antioksidatif etkisi canlılar için büyük önem taşımaktadır. Propolisin yapısında bulunan ve büyük önem taşıyan flavonoidler ve terpenler oldukça kuvvetli antioksidan ve antisteril etkili bileşiklerdir.

ORGANİK ÇÖZÜCÜLER

Organik çözücülerde çözülen bileşik gruplar içerisinde flavanoidler en önemli grubu oluşturmaktadır. Flavanoidler, bitkilerin hemen her kısmında ve çok fazla sayıda bulunan pigment içeren maddelerdir. Bazı flavanoidler arının tükürük salgılarına karışan enzimlerle değişikliğe uğramaktadır. Flavanoidlerin bazıları çok çeşitli bakteri türlerine etkili olmaktadır. Flavanoidlerin kalp-damar sistemi üzerine olumlu etkileri olduğu, kan dolaşımını düzenlediği, kılcal damar çatlamalarını azalttığı, mide mukozasını ülsere karşı koruduğu, mide yaralarını küçülttüğü, iç salgı sistemini düzenlediği ve halsizliğe karşı olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir.

YARALARIN HIZLI İYİLEŞMESİNE YARDIM

Organik çözücülerde çözünen önemli diğer bir grubu sinamik asit ve türevleri oluşturmaktadır. Bunlardan fülerik asit, gram (+) ve gram (-) bakterilerine karşı güçlü antibiyotik özelliği göstermekte; pıhtılaşmayı hızlandırarak yaraları hızla iyileştirdiği, cilt rahatsızlıklarında merhem şeklinde kullanımının çok olumlu sonuçlar verdiği ortaya konulmuştur. Tropik propolislerde bulunmayan kafeik asitin, antimikotik, antiviral etkileri yanında kuersetin ve luteolin maddeleri ile birlikte kansere karşı etkili olduğu bildirilmektedir. Propolisin kanser hücrelerinde apoptoza sebep olduğuna yani kanserli hücreyi intihara götürdüğüne ve etrafına zarar vermeden yok olmasına katkı sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca kanser tedavisinde radyoterapi uygulanması halinde, hastanın propolis kullanması önerilmektedir. Propolis, adeta koruyucu bir bariyer oluşturarak sağlıklı hücreler üzerine radyoaktif ışınların etki etmesini önlemekte, sadece kanserli, bozuk dokulu hücre üzerine ışının etki etmesini sağlamaktadır. Bu şekilde hastanın vücuduna giren radyasyon düzeyi düşmektedir. Klinik araştırmalar propolisin, %70’lik alkolde eriyen diğer kısımlarının antibiyotiklerle birlikte kullanıldığında bu ilaçların etkisini arttırdığı, anestezik, antioksidatif etki gösterdiği, ikinci derecede yanıkların tedavisinde olumlu sonuçlar verdiği, çimlenmeyi engellediği ve güçlü bir antiseptik olduğu belirlenmiştir. Propolis içerisinde bulunan kafeik asit başta olmak üzere bazı bileşiklerin özellikle uçuk ve grip etmeni bazı virüs türleri üzerinde etkili olduğu, kafeik asitin antitümör özellik taşıdığı ve bu nedenle akciğer kanserine karşı etkili olduğu bulunmuştur. Diş ve diş eti rahatsızlıklarında (diş eti çekilmesi) tedavi edici özelliği olduğu gibi, diş macunlarına %1-10 oranında propolis çözeltileri eklenmesi normal koşullarda oluşan ağız mikroflorasını iki saatten altı saate çıkardığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Arı propolisi virüslere karşı son derece etkilidir. Propolis içeriğinde bulunan bioflavonoid protein örtüsünü tutar ve içinde kilitlenen virüslerin enzim salgılamasını ve çoğalmasını önler. Propolis normal hücrelerin faaliyetlerinin kötü hücreler tarafından engellenmesini önlemede kullanılır.

KARACİĞERİ KORUYUCU ETKİ

Özellikle üst solunum yolları hastalıkları (bronşit, KOAH), üriner sistem hastalıkları (idrar yolları iltihabı), kadın hastalıkları (vajinal ve servikal rahatsızlıklar), cilt hastalıkları (sedef, egzema), ağız yaralarında (aft), sindirim sistemi hastalıklarında (gastrit, mide ülseri, kolit, reflü) ve orta kulak enfeksiyonlarında tedavi edici özellik gösterir. Yapılan çalışmalarla propolisin karaciğeri koruyucu etkisi de kanıtlanmıştır. Propolis vücut fonksiyonları için gerekli bakterilere zarar vermeden enfeksiyonlara karşı, virüs öldürücü ve bakteri saldırılarını önleyici olarak insan ve hayvanlar üzerinde etkili olmaktadır. Propolisin içerdiği bioflavonoidin iltihaplara karşı etkili olduğu ve vücudun güçlenmesinde önemli bir rol oynadığı Avrupa’da yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Propolisin bir ilaç olmadığı, tıbbi tedaviyi destekleyici nitelikte değerlendirilmesi gerektiği, ancak hekim kontrolünde ve tavsiyesinde kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.

KAYNAKLAR

Bankova, V., Popov, S., Marekov, N., 1983. A study on Flavanoids of propolis. J. Nat. Prod. 46(4): 471-474.

Burdock, G.A. 1998. Review of the biological prop-erties and toxicity of bee propolis (propolis). Food and Chemical Toxicology, 36: 347-363.

Campos, M.G. Cunha, A. Markham, K.R. 1997. Bee Products Chemical Composition and Application in Mizrahi, A. Lensky, Y. (Eds). Bee-Pollen Composition, Properties, and Applications, Plenum Press, New York, pp. 93- 100.

Doğan, N., Hayoğlu, İ., 2012. Propolis ve kullanım alanları. Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi.16(3):39-48.

Doğanyiğit, Z., 2013. Propolis ve karaciğere koruyucu etkisi. Uludağ Bee Journal. 13 (2): 70-78.

Ghisalberti, E. L., 1979. Propolis: A review, Bee World. 60:59-84.

Greenaway, W., Scasbroock, T. And Whatley, F.R, 1990. The composition and plant origins of propolis: A report of work at Oxford. Bee World. 71: 107-108.

Güler, A., 2006. Balarısı (Apis Mellifera). Ondokuz Mayıs Üniversitesi. Ziraat Fakültesi Ders Kitabı. 574s. Samsun.

Karacaoğlu, M., 1997. Propolis’in yapısı ve kullanımı. Teknik Arıcılık. 57: 18-25.

Kumova, U, Korkmaz, A., Avcı, B.C, Ceyran, G., 2002. Önemli bir arı ürünü: Propolis. Uludağ Bee Journal. 2(2):10-23.

Kutluca, S., Genç, F, Korkmaz, A., 2006. Propolis. Samsun Tarım İl Müdürlüğü Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi. 61s.

Silici, S., 2015. Propolis üzerine klinik araştırmalar. Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi. 31(3):185-191.

Uygur, Ş.Ö., 2012. Polen, propolis ve arı sütü üretimi. Kemalpaşa Tarım

Sempozyumu. 27-30 Kasım 2012. S:25-31.

Valle, M. L., 2000. Quantitative determination of antibacterian capacities of propolis. Apiacta, 35(4):152-161.

Yeşilada, E., 2015. Apiterapi. Arıyla Gelen Şifa. 152s. Hayykitap. İstanbul.

Yücel, B., 2015. Propolis, doğal antibiyotik. Egeden. 21:32-34.

Yücel, B.,2012. Apiterapi; arı ürünleri ve insan sağlığı. Kemalpaşa Tarım Sempozyumu. 27-30 Kasım 2012. S:33-42.


Yazı hakkında yapılan yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir

Haber Bülteni

Toprakla Gelen sitesinde paylaşılan son dakika haberleri ve özel röportajları anında posta kutunda görmek ister misin?


Sosyal Medyada Biz

Yazarlarımız

Nihat DELİBAŞITüm
Yazıları
Enver OlgunsoyTüm
Yazıları
Özgür KurşunTüm
Yazıları
Türker AdakaleTüm
Yazıları
Aydın ŞenerTüm
Yazıları
burcuesmerTüm
Yazıları
Sinan DoğanTüm
Yazıları
Özdem EkinciTüm
Yazıları
Erdim ERDURANTüm
Yazıları
Destina AkgünTüm
Yazıları